Muhterem heyet-i hâkime!
Mahkemelerin müteaddit beraet kararları ve ehl-i vukufların lehteki raporlarıyla, kanunî suç mahiyeti aslâ bulunmayan ve bütün âlim ve mütefekkirlerin takdir ve senalarına ve umum mü’minlerin de kabulüne mazhar olan Risale-i Nur’a bilmeden, okumadan leke sürmek isteyen, hattâ bir ecnebinin dahi insaniyet damarı ve haysiyetiyle hürmet etmesi iktiza eden müellifine ve eserlerine, vatan ve millet düşmanlığı tarzında zehir akıtanlara karşı cevabî tekzibi suç addetmek ancak Risale-i Nur’un aleyhinde kalem oynatanların hükümlerini kabul etmekle mümkündür. Bu da ancak otuz seneden beri Risale-i Nur’u türlü cephelerden inceleyip zararlı bir mahiyet görmediklerinden beraet veren mahkemeleri ve onların hükümlerini kanunsuzlukla ittiham etmekle mümkündür. Ve ayrıca âmme vicdanında yerleşmiş Kur’an’ın neyyir-i hakaikinden fışkıran Risale-i Nur hakikatlerini çürütebilmekle olabilir. Aksi takdirde Risale-i Nur’a ilişen kendisi manen mes’ul ve mahkûm olur.
Biz bu samimi kanaatlerimizle Bedîüzzaman Said Nursî ve Nur Risaleleriyle alâkadarlığımızın iman ve Kur’an’dan neş’et ettiğini