İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 215

Divan-ı Harb-i Örfîde ve Mustafa Kemal’e hiddetine karşı divan-ı riyasette, şiddetli ve dokunaklı müdafaa eden bir adam, on sekiz sene zarfında kimseye sezdirmeden dünya entrikalarını çeviriyor diye onu ittiham eden, elbette bir garazla eder. Biz Denizli müddeiumumîsinden ümit ederiz ki bizi böylelerin ağrazından kurtarsın, hakikat-i adaleti göstersin.

Beşinci Esas: Risale-i Nur şakirdlerinin, mümkün olduğu kadar siyasete ve idare işine ve hükûmetin icraatına karışmamak bir düstur-u esasîleridir. Çünkü hâlisane hizmet-i Kur’aniye, onlara her şeye bedel kâfi geliyor.

Hem şimdi hükmeden öyle kuvvetli cereyanlar içinde hiç kimse istiklaliyetini ve ihlasını muhafaza edemez. Herhalde bir cereyan onun hareketini kendi hesabına alacak, kendi dünyevî maksadına âlet edecek, o hizmetin kudsiyetini bozacak.

Hem maddî mübarezede şu asrın bir düsturu olan eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdat ile birinin hatasıyla onun masum çok taraftarlarını ezmek lâzım gelecek. Yoksa mağlup düşecek.

Hem dünya için dinini bırakan veya âlet edenlerin nazarlarında, Kur’an’ın hiçbir şeye âlet olamayan kudsî hakikatleri bir propaganda-i siyasette âlet olmuş tevehhüm edilecek.

Hem milletin her tabakası; muvafıkı muhalifi, memuru âmîsi o hakikatlerde hisseleri var ve onlara muhtaçtırlar. Risale-i Nur şakirdleri, tam bîtaraf kalmak için siyaseti ve maddî mübarezeyi tam bırakmak ve hiç karışmamak lâzım gelmiş.

Altıncı Esas: Bu meselede benim şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nur’a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur’an’a bağlanmış ve Kur’an dahi arş-ı a’zam ile bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın, o kuvvetli ipleri çözsün. Hem bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde hizmeti, otuz üç âyât-ı Kur’aniyenin işaratı ile ve İmam-ı Ali radıyallahu anhın üç keramat-ı gaybiyesiyle ve Gavs-ı A’zam’ın (kuddise sırruhu) kat’î ihbarıyla tahakkuk etmiş olan Risale-i Nur; bizim âdi ve şahsî kusurumuzdan mes’ul olmaz ve olamaz ve olmamalı. Yoksa bu memlekete hem maddî hem manevî telafi edilmeyecek derecede zarar olacak. (Hâşiye 25)

______

25 Hâşiye: Bu istida, Kastamonu zelzelesinden yirmi gün evvel yazılmıştı. Risale-i Nur bereketiyle her vilayetten ziyade âfattan mahfuz kalmıştı. Şimdi âfat başladı, bu davamızı tasdik etti.