İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 216

Bazı zındıkların şeytanetiyle Risale-i Nur’a karşı çevrilen planlar ve hücumlar inşâallah bozulacaklar, onun şakirdleri başkalara kıyas edilmez, dağıttırılmaz, vazgeçirilmez, Cenab-ı Hakk’ın inayetiyle mağlup edilmezler.

Eğer maddî müdafaadan Kur’an men’etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde umumun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şakirdler, Şeyh Said ve Menemen hâdiseleri gibi cüz’î ve neticesiz hâdiselerle bulaşmazlar. Allah etmesin, eğer mecburiyet-i kat’iye derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nur’a hücum olsa elbette hükûmeti iğfal eden zındıklar ve münafıklar bin derece pişman olacaklar.

Elhasıl: Madem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz, onlar da bizim âhiretimize ve imanî hizmetimize ilişmesinler.

Mevkuf

Said Nursî

***

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

Denizli’nin insaflı müddeiumumîsinin iddianamesine karşı evvelen beş altı esas olarak Müddeiumumî Bey’e evvelce yazılan bir küçük müdafaayı bir itirazname ve sâniyen mahkemenin elinde bulunan Eskişehir müddeiumumîsinin iddianamesine mukabil verilen eski itirazname ve müdafaayı ve sâlisen küçük müdafaadaki beş altı esasa, üç dört esası bir itirazname olarak iddia makamına, ağır ceza mahkemesine takdim ediyorum.

Birinci Esas: İddianamede başka yerlerdeki sathî tahkikata binaen bize bir cemiyet-i siyasiye noktasında bakmış. Buna cevabımız:

Evvela: Bütün benimle arkadaşlık eden zatların şehadetiyle on dokuz seneden beri hiçbir gazeteyi okumayan ve dinlemeyen ve sormayan ve bu iki sene beş aydır harb-i umumîden hiçbir haber almayan ve merak etmeyen ve bilmeyen bir adam elbette siyasetle hiçbir alâkası yoktur ve siyasî cemiyetler ile hiçbir münasebeti olmaz.

Ve sâniyen: Risale-i Nur’un yüz otuz parçaları meydandadır. İçinde imanî hakikatlerden başka bir hedef, bir maksad-ı dünyevî