İçeriğe atla
Münazarat
Aşâirin Suallerine Verdiği Cevaplar · Sayfa 75

S- Belki birbirleriyle adâvetleri, birbirinden gördükleri nâmeşru bazı ef’al içindir?

C- Acaba ne cihetle, ne insaf ile, ne suretle Sübhan Dağı kadar ağır ve büyük olan iman ve İslâmiyet ve insaniyet ve cinsiyet sebebiyle hasıl olan muhabbet; şöyle çocuğun bahanesiyle bazı nâmeşru harekât vesilesinden mütehassıl olan adâvete karşı hafif ve mağlup olmuştur?

Evet, muhabbeti iktiza eden İslâmiyet ve insaniyet, Cebel-i Uhud gibidir. Adâveti intac eden esbab, bazı küçük çakıl taşları gibidir. Muhabbeti adâvete mağlup ettiren adam, nazar-ı hakikatte Cebel-i Uhud’u bir çakıl taşından aşağı derecesine indirmek kadar ahmakane hareket etmiştir.

Adâvetle muhabbet, ziya ile zulmet gibi içtima edemez. Adâvet galebe çalsa muhabbet mümaşata inkılab eder. Muhabbet galebe çalsa adâvet terahhum ve acımaya inkılab eder.

Benim mezhebim; muhabbete muhabbet etmektir, husumete husumet etmektir. Yani dünyada en sevdiğim şey muhabbet ve en darıldığım şey de husumet ve adâvettir.

S- Veli olan şeyhin, müddeî olan müteşeyyih ile farkları nedir?