hüccetlerine اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ ... الخ âyetinin sekiz kelimesiyle ve her bir kelimesinde bahr-i umman kadar mana ve hüccet taşıyan ve küfrün ve dalaletin ejderlerinden imanı kurtaran ve ehl-i imana ebedî saadeti kazandıran gayet hayattar bir tiryak ve ebedî ve sönmez bir nur-u daimî olarak yazılmıştır.
Üçüncü Kısım: Namazdaki Fatiha’nın manevî emriyle ve
اَشْهَدُ اَنْ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ
hakikatinin feyziyle ikinci kısım yazıldığı gibi, namaz içindeki teşehhüdde dahi
وَاَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
cümlesinin delâletiyle ve manevî ihtarıyla ve Sure-i Feth’in âhirinde
هُوَ الَّذٖٓى اَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدٰى وَدٖينِ الْحَقِّ ... الخ
olan ve beş mu’cize-i gaybiyeyi gösteren büyük âyetin nuruyla üçüncü kısım yazılmıştır. Bu kısmın tafsilatı ve senedli hüccetleri Zülfikar Mecmuasında ve Arabî Hizbü’n-Nuriye’de mevcuddur. Bu risale dahi yalnız muhtasar üç işaretle nev-i beşerin Üstad-ı A’zam’ı ve en büyük peygamberi ve kâinatın Fahr-i Âlem’i ve
لَوْلَاكَ لَوْلَاكَ لَمَا خَلَقْتُ الْاَفْلَاكَ
hitabına mazhar ve hakikat-i Muhammediyesi sebeb-i hilkat-i âlem olan Peygamberimiz Efendimizden (asm) bahisle yazılmıştır.
İkinci Makam: Fatiha’nın âhirinde ehl-i hidayet ve istikamet ile ehl-i dalalet ve tuğyanın muvazenesine işaret eden ve Risale-i Nur’un bütün muvazenelerinin menbaı olan âyetin bir hakikatini ve Sure-i Nur’dan
اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ... الخ
ve
اَوْ كَظُلُمَاتٍ فٖى بَحْرٍ لُجِّىٍّ... الخ
âyetiyle beraber o muvazeneyi نَعْبُدُ mu’cizesinin beyanında dünya