ve çirkinliğe mübtela eder?” Sualine karşı esma-i hüsnanın hadsiz ve kayıtsız cilvelerine hadsiz ve kayıtsız bir meydan açmak için o küllî kavanin ve âdetullah düsturlarının umumî kanunlarının şâzlarıyla, hem şerli cüz’î neticeleriyle ibtila etse de o cüz’î şerler ve ibtilalar o kanunların cereyanlarının cüz’î muktezaları olduğu cihetle elbette küllî maslahatlara medar olan o kanunları muhafaza ve icabına riayet etmek o kanunların muktezaları olmakla beraber o cüz’î elîm neticelere karşı dahi Hâlık-ı Zülcemal Hazretleri imdadat-ı hâssa-i Rahmaniyesiyle ve ihsanat-ı hususiye-i Rabbaniyesiyle mesaibe giriftar olanların istigaselerine yetiştiğini ve Fâil-i Muhtar olduğunu gösterdiğini etraflı delail-i mesrude ve hüccet-i katıa ile ispat edip, cüz’î insaf ve imanı olan insanları dahi teslimiyete mecbur eder.
Üçüncü Alâmet ve Hüccet: Lâyetenahî bir sikke-i tevhid olan لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ kelimeleridir. Evet bu kelimeler, cüz’î olsun küllî olsun, zerrattan seyyarata kadar her şeyde öyle sarih bir sikke-i tevhid ve vahdaniyet var ki dünya ve mâfîha kadar her şeyde aşikâre bir surette Mâlikü’l-Mülk’ü irae ve tasarrufatını ilan eder. Zira o taifelerin erzak ve elbisesi, talimat ve terhisatı cihetinde mer’î ve meşhud olan kemal-i intizam ve hüsn-ü idare, has bir sikke-i tevhid olduğu gibi; insan ve sair hayvanatın yüzüne sair ebna-yı cinsleriyle beraber alâmet-i farika olmak üzere konulan sikke-i tevhid ve hâtem-i ehadiyet çok parlak bir mühr-ü vahdet olduğunu serd ü beyandan sonra der:
“Ey insan-ı gafil! Düşün, âgâh ol, dikkat et! Makamların, meyvelerin, muktezîlerin hüccet ve alâmetlerini nazar-ı dikkate al. Bu âlemde tasarruf eden ve hallakıyetini ve rahmaniyetini ve hakîmiyetini her nevi mahlukatına in’am ve ihsanatıyla tanıttırıp kendini sevdiren bir Hâlık-ı Kerim ve Kādir-i Hakîm, azamet ve kudretine nisbeten bir bahar kadar kolay olan haşri vukua getirmeyerek bir dâr-ı beka ve saadeti açmayıp bütün hikmetlerini ve rahmetlerini ve kemalât-ı rububiyetini inkâr ettirsin. Hâşâ, yüz binler defa hâşâ!” kelâm-ı takdis ve tenzihi ile zaman-ı hazırın, hususuyla akide-i mü’minînin akaid-i imaniyelerindeki pek vahim ve elîm tahribatı bir kat daha tamir ve tahkim ve takviye ve tarsin eder.
Hem haşirde ruhun cesedine iadesine ve her ferdin bir anda içtimaına dair üç mühim temsili îrad ile re’yü’l-ayn derecesinde ispat ve daha bunlara mümasil birçok ihya misallerini ihtiva eder.