Üçüncü Makam:
Vahdet-i Bâri’nin tahakkukuna dâll olan hadsiz hüccet ve alâmetlerden üç hücceti beyan eder.
Birinci Hüccet ve Alâmet: وَحْدَهُ kelimesinin tecelli-i tammı ile her şeydeki birlik, bu dava-yı vahdeti takviye ve teyid eder. Mesela: Küre-i arzın senevî hareket-i devriyesi, bidayet-i hilkat-i arzdan tâ kıyamete kadar bir siyakta yürümesi, keza kamerin ve şemsin devr ü cereyanları, insan ve sair hayvanatın teşekkülat-ı bedeniye ve cismiyelerindeki cihazatça yeknesaklığı, kezalik enva ve esnaf-ı nebatatın şeklen ve halen bir olması gibi binler birlikler, onların Fâtır-ı Akdes ve Kādir-i Zülkemal’inin bir olması hususiyetine delâlet ettiğini hayret-efza bir üslup ile tasvir ve tefhim eder.
İkinci Alâmet ve Hüccet: لَا شَرٖيكَ kelimesinin müfad ve netaicidir. Evet her şeydeki intizam-ı tam ve hakiki bir mizan ve mükemmel bir ittihad, لَا شَرٖيكَ kelimesini tasdik ve tekid etmektedir. Zira şirket, bütün ahval ve ef’alde dahi vahdete mübayin ve münafîdir. Şirket, vahdetin iktiza ettiği birlik sikkesini nakzeder. Halbuki her şeyde güneş gibi zahir olan birlik ve hiçbir suretle kabil-i inkâr olamayan ihsanat-ı Rabbaniye, لَا شَرٖيكَ kelimesine bakan münasebet-i hakikiyeyi mutabakat-ı tamme ile vahdet-i Bâri’yi izhar ve tavsif etmekte olup, bu babda vârid olan iki sualden birincisi:
“Zîhayatta bulunan musibetlerin, hastalıkların, beliyyelerin ve ölümlerin hüsün ve cemal neresindedir?” İtirazına karşı, her şeyin kıymeti, ehemmiyeti ve hâssası ancak zıtlarıyla tezahür ve tebarüz ettiğini; ezcümle, ziyanın kıymeti, ehemmiyeti ve hâssası karanlıkla, ateşin lüzumu ve ehemmiyeti soğukla, iyilerin ve hüsn-ü ahlâk sahiplerinin yüksek dereceleri fenaların ve ahlâksızların vücuduyla zahir olarak iktisab-ı kıymet ve ehemmiyet ettikleri gibi; sureten çirkin ve bed görülen mesaib ve beliyyat ve vefiyat, selâmetin, saadet ve hayatın âyineleri olup manen hüsn ü cemal ifade ettiğini…
İkinci Sual: “Birinci sualin cevabı umumî surette şâyan-ı kabul olsa madem ki Cemil-i Mutlak ve Rahîm-i Mutlak olan Zat-ı Ganiyy-i Ale’l-ıtlak nasıl olur ki ferdleri ve şahısları musibete, şerre