İçeriğe atla
Sünuhat-Tulûat-İşârât
Sünuhat · Sayfa 13

مَنْ قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ اَوْ فَسَادٍ فِى الْاَرْضِ

فَكَاَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمٖيعًا وَمَنْ اَحْيَاهَا

فَكَاَنَّمَٓا اَحْيَا النَّاسَ جَمٖيعًا

Şu âyet haktır, akla münafî olamaz. Hakikattir; mücazefe, mübalağa içinde bulunamaz. Halbuki zahir düşündürür.

BİRİNCİ CÜMLE: Adalet-i mahzanın en büyük düsturunu vaz’ediyor. Der ki: Bir masumun hayatı, kanı hattâ umum beşer için olsa da heder olmaz. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi nazar-ı adalette de birdir. Cüz’iyatın küllîye nisbeti bir olduğu gibi hakkın dahi mizan-ı adalete karşı aynı nisbettir. O nokta-i nazardan, hakkın küçüğü büyüğü olamaz.

Lâkin adalet-i izafiye cüzü külle feda eder. Fakat muhtar cüzün sarîhan veya zımnen ihtiyar ve rıza vermek şartıyla… Eneler nahnüye inkılab edip mezcî cemaat ruhu tevellüd ederek, külle feda olmak için fert zımnen rıza-dâde olabilir. Bazen nur, nâr göründüğü gibi şiddet-i belâgat da mübalağa görünür.