için dünyada hiçbir kanun olamaz ve ihtimal vermiyorum. Hem aynı meselede müşterek adamların ellerinde o müşterek müdafaaname bulunmasının yasak olması hiçbir hükûmetin kanununda yoktur ve olmaz, biliyorum. Biz böyle hilaf-ı kanun meselelere hedef olmuşuz, şimdiye kadar sabrettik, sabrımız kalmadı.
Risale-i Nur’un hukukunu müdafaa etmek için ehemmiyetli bir talebim ve bir ricam var. Risale-i Nur umum âlem-i İslâm’a taalluk edecek hakaiki câmi’ olduğundan muhakkik ulemadan ve feylesoflardan ehl-i vukuf bir heyet-i ilmiyeyi teşkil edip gayet mahremler mahdud bir iki risale hariç olarak bütün risalelerimi tetkik için Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara Ağır Ceza Mahkemesine sevk etmiştir.
Bu memlekete maddî ve manevî bereketi ve fevkalâde hizmeti otuz üç âyât-ı Kur’aniyenin işaretiyle ve İmam-ı Ali’nin (radıyallahu anh) üç keramat-ı gaybiyesiyle ve Gavs-ı A’zam’ın (ks) kat’î ihbariyle tahakkuk etmiş olan Risale-i Nur’a ait dava ve itiraz, cüz’î bir hâdise ve şahsî bir mesele değil ki ehemmiyet verilmesin. Belki bu milleti ve memleketi ve hükûmeti ciddi alâkadar edecek, dolayısıyla âlem-i İslâm’ın nazar-ı dikkatini ehemmiyetli bir surette celbedecek bir küllî hâdise hükmünde umumî bir meseledir.
Evet, Risale-i Nur’a perde altında hücum edenler ecnebi parmağıyla bu vatandaki milletin en büyük kuvveti olan âlem-i İslâm’ın teveccühünü ve muhabbetini ve uhuvvetini kırmak ve nefret verdirmek için siyaseti dinsizliğe âlet ederek perde altında küfr-ü mutlakı yerleştirenlerdir ki hükûmeti iğfal ve adliyeyi iki defadır şaşırtıp ve der: Risale-i Nur ve şakirdleri dini siyasete âlet eder. Emniyete zarar ihtimali var.
Risale-i Nur’un gerçi siyasetle alâkası yoktur fakat küfr-ü mutlakı kırdığı için küfr-ü mutlakın altı olan anarşiliği ve üstü olan istibdad-ı mutlakı esasiyle bozar, reddeder. Emniyeti, asayişi, hürriyeti, adaleti temin ettiğine yüzer hüccetlerden bu müdafaanamesi hükmündeki Meyve Risalesini takdim ediyorum.
***