İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Takriz ve Kasideler · Sayfa 233

Silsile-i tevafukatın halka-i nuranisinden olarak, muntazır olunan gelecek o zat-ı ekmelin bidayet-i halinde Süfyanîler elinde esaretini selef keşfen beyan etmektedirler ki, Risale-i Nur tercümanının otuz küsur senelik esaret hayatını aynen göstermektedir. Demek tercüman-ı Nur, ileride gelecek o zatın bir müjdecisi, bir talebesidir.

Ehl-i kalbin latîf keşiflerinden birisi de: “O beklenilen zat bir kitap yazacak, geçmişte hiç kimse ona benzer bir kitap yazmamış olacak.” denilmektedir. Elhak Risale-i Nur, bunun güneş gibi delilidir. Evet onun şakirdleri kat’iyen iman ediyorlar ki şimdiye kadar böyle eser görülmemiştir ve tâ be-kıyamet yazılmayacaktır.

Ehl-i keşf, o Nur’un tercümanı olan zat-ı nurani mescunü’n-nisa yani müteehhil olmayacak, ihtiyar yaşında olacak diye bahsediyorlar. Bu tevafukun herhalde başka vecihle izah ve teviline lüzum yoktur. Maziden yani bulundukları zamandan istikbale nazar eden ve bu zaman-ı hali tarassud eden ehl-i keşfin keşfe müstenid daha çok beyanları vardır. Kısa keserek, sözü onlara bırakıyoruz.

İşte Risale-i Nur’u yalnız ben medhetmiyorum, onu Hazret-i Kur’an medhediyor, Hazret-i Ali radıyallahu anh medhediyor, Gavs-ı A’zam radıyallahu anh medhediyor. Hazret-i Murtaza radıyallahu anh Celcelutiye’sinde Risale-i Nur’a bedî’ diyor. Şu halde elbette ki o bedîüzzamandır, fahrü’d-devrandır.

Risale-i Nur’un bütün hakikatleri, Risale-i Nur’un tercüman-ı pâkinin bütün hayatları boyunca âdeta bir program hükmünde bütün o esasat-ı Kur’aniyeye tam bir intibak ile meşreb-i pâk-i Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemin numune ve tecessüm etmiş misali halinde, o Nur tercümanı has Nur şakirdleriyle sünen-i Peygamberîyi (asm) görülmemiş zulümkâr bir asrın eşedd-i zulmüne ve işkencesine maruz kalarak تَخَلَّقُوا بِاَخْلَاقِ رَسُولِ اللّٰهِ hadîsinin mazhar-ı ekmeli halinde rû-nüma olmuş ve tereşşuhat-ı Kur’aniye olan telifatla ve gerekse ef’al ve harekâtlarıyla eşedd-i küfre karşı tam mukabele ve mücahede ederek celadet-i haydaraneleriyle ve hârika şecaatleriyle, ellerinde Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın elmas kılıncı olan Risale-i Nur ile küfr-ü mutlakı her yerde takib etmişler ve müthiş bir cemiyetin iman ve Kur’an’a olan azgınca tecavüzatını önlemişler ve milyonlar insanların Risale-i Nur’la imanlarının takviyesine ömürlerini vakfetmişlerdir.