güruhları sistemli bir şekilde gayet dessasane hilelerle, bütün maddî ve manevî kuvvetlerini ortaya dökerek çalışmışlar. Risale-i Nur’un müellifi olan ve mübarek iman ve Kur’an âbidesi olan Üstadımızı talebeleriyle birlikte hapislere, zindanlara, menfalara atarak onlara hiçbir asırda emsali görülmemiş işkenceleri, hattâ vahşi canavarca zulümleri hiç çekinmeyerek yapagelmişler.
Üstadımıza, hayatına son vermek için defalarca zehirler vermişler. İhtilattan men’ ederek şahsî nüfuzunu kırmak için çeşitli yalan ve iftiralarla birçok kulp takmakla hükûmeti iğfal ederek hem Üstadımızı hem Nur talebelerini zindanlara sokturmuşlar. Ellerindeki risaleleri mahzenlere attırmışlar. (Hâşiye20) Hattâ hapishane içerisinde bile rahat bırakmamışlar, hususi planlarla içlerine hafiyeler bırakılarak Üstaddan ve Risale-i Nur’dan soğutmaya çalışmışlar.
Bilhassa Afyon hapsinde Üstadımızı kışın en şiddetli günlerinde gayr-ı muntazam bir odada, taban tahtalarının birbirinden bir iki santim ayrılıklı olan ve pencereleri de tam kavuşmadığı için açık kalan yerlerinde camların bir buçuk iki milim buz tutmasıyla beraber bazen de yağan karlar, tipi ve yağmurlar içeriye dolan bir odada birkaç gün sobasız, mangalsız ve bazı zamanlarda da gıdasız bırakıldığı gibi, zehir de verilerek ölümü beklenilmiştir. Gayet ihtiyar, zayıf ve hasta olan mübarek Üstadın yanına hiç bir talebesi ve hizmetçileri bırakılmamış, saklı ve gizli olarak yanına çıkan talebeleri ve hizmetçileri dövülmüş, işkencelerin en vahşisi tatbik edilmiş, öyle bir an gelmiş ki mübarek Üstadın mahkemeye vereceği müdafaaları talebeleri tarafından yazılmasına izin verilmemiş, gizli olarak yazmak isteyen talebeler de müdür tarafından hakarete uğramışlardır.
Bu işkencelerin ve bu zulüm ve hile prensiplerinin karşısında Kur’an’ın hakiki hâdimleri olan Nur’un kıymettar talebeleri hiç çekinmeyerek üstadlarının takib ettiği iman ve Kur’an yolunda rıza-i İlahî uğrunda çalışmışlar.
İşte bu ağır şerait altında Denizli Medrese-i Yusufiyesinde Meyve Risalesi, Afyon Medrese-i Yusufiyesinde de El-Hüccetü’z-zehra gibi mühim risaleler yazılmıştır. Ehl-i imana, bilhassa bu risaleleri okumaları tavsiye olunur.
______
20 Hâşiye: Hapishaneden çıktıktan sonra birkaç defa beraet verildiği halde, risaleler hâlâ mahzenlerde tutulmaktadır.