OTUZUNCU LEM’A:
“Sekine” nam-ı âlîsiyle tabir edilen ve her biri bir ism-i a’zam olan veyahut altısı birden ism-i a’zam bulunan esma-i hüsnadan “Ferd, Hay, Kayyum, Hakem, Adl, Kuddüs” ism-i şeriflerine ait pek çok kıymettar ve Risale-i Nur’un şaheserlerinden biri olan bu Lem’a, yüksek bir ifade ve çok ince hakikatlerle kaleme alınmış hem çok derin mesail-i vahdaniyet, azametli genişlikleriyle tefhim edilmiş hem pek bâriz bir surette mevcudiyet-i İlahiyeye işaret eden şu hayret-engiz faaliyet ile müdebbiriyet-i Rabbaniye o kadar güzel izah edilmiş ki âh ne olurdu, bu risalenin hakikatlerinin a’makına ulaşmak şöyle dursun, sathını olsun bari görebilse idim. Heyhat!
Kāsır fehmime bakılmayarak, bu risale, hissesine isabet eden bir kardeşimizin seferber halinde bulunması mazeretinden dolayı bana gönderilmişti. Liyakatsizliğimle beraber perişan halim böyle bir şaheseri fihristeye idhal edebilecek surette hülâsa etmeye kâfi gelmediğinden, mahcubiyetle emre itaat ediyorum.
Bu kıymettar Lem’a, altı nükte-i mühimmeye inkısam etmiştir.
BİRİNCİ NÜKTE:وَالْاَرْضَ فَرَشْنَاهَا فَنِعْمَ الْمَاهِدُونَ
âyetinin bir nüktesi ve “Kuddüs” ism-i a’zamının bir cilvesi olup hem mevcudiyet-i İlahiyeyi kemal-i zuhur ile hem vahdaniyet-i İlahiyeyi kemal-i vuzuh ile göstermektedir.
Evet, şu muntazam kâinat ve şu azametli gayet büyük fabrika; bütün mevcudatıyla hummalı bir faaliyet içinde mütemadiyen çalışmasıyla beraber, kâinatın her tarafını tertemiz tutan, kirli ve bulaşık maddelerden, lüzumsuz olarak hiçbir tarafta hiçbir şey bulundurmayan, şu azametli seyyarattan tut, tâ zerrata kadar her mevcud, Kuddüs-ü A’zam’dan gelen emirlere müheyya ve münkad olarak gayet faal ve gayet hârika bir istihale makinesi haline getirilmekle, şu azametli kâinat ve bütün unsurları baştan başa cennet-nümun güzellikleriyle, kendilerini enzar-ı âleme arz ediyorlar. Ve şu kasr-ı âlemdeki masnuatın cephelerinde müşahede edilen şu