İçeriğe atla
Fihrist Risalesi
Onuncu Şuâ · Sayfa 151

Ehl-i imanın ise اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ sırrıyla uhuvvet ve vefaları daimîdir. Mebde-i maziden münteha-yı istikbale kadar imtidad ettiğinden nur-u imanın saadet-i dâreyne vesile olması hasebiyle mûcib-i hamd ü sena olduğunu muvazzahan ispat eder.

Altıncı Nokta: Nimet-i iman ile dünya ve âhiret mütenevvi nimetlerle donanmış bir sofra gibi olduğunu ve mü’min imanla zahirî ve bâtınî hâsseleriyle o sofralardan istifade eder. Çünkü iman sahibine nisbeten güneş bu dünya hanesinde bir elektrik vazifesini gören ciddi ve sebatkâr bir arkadaş ve yolculuğunda munis bir yoldaş hükmünde olduğundan, daire-i istifadesi semavattan geniş olduğunu وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ ... الخ âyet-i celilesiyle istidlal ederek kâmil imana mâlikiyete teşvik ve tergib eder.

Yedinci ve Sekizinci Nokta: Zat-ı Ecell ü Akdes’e değil nev-i beşer belki kitab-ı kebir tesmiye edilen kâinat bütün ebvab ve fusul, sahaif ve sutûr ve umum kelime ve hurufuyla her biri takdir-i nisbîsiyle Nakkaş-ı Ezelî’nin kendi üzerlerinde lemean eden esma-i hüsnasının mazhariyetleri mukabilinde nihayetsiz hamd ü sena ve tesbihatını talim ve tarif eder.

Dokuzuncu Nokta: Bin bir esma-i İlahiye-i celilenin tecelliyat-ı külliyesiyle âlemleri müstağrak-ı nimet ve feyz-i bereket eden Cenab-ı Feyyaz-ı Mutlak Hazretlerine ebedî ve daimî tesbih ve tahmide, tazim ve şükrana zîşuurun medyun bulunduğu ezelden ebede kadar umum zamanların dakikalarının âşiratıyla dünyanın mebdeinden müntehasına kadar zerrat-ı kâinatın hasıl-ı darbı adedince tesbih ve tahmid ve senayı irae eden bir tarîk-i âliye-i vâsiayı açarak, mahluku Hâlıkına rabteden bir mev’ize-i belâgatkârane ile nev-i beşeri fikren ve ruhen terakki ve tealiye müşevvik ve çok vâsi bir mülahazat safhası açarak matlub ve maksudun Kādıyü’l-hâcat tarafından kabule mazhariyeti için şümullü ve makbul şerait içinde mühim bir dua ile nihayet bulur.

وَالسَّلَامُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدٰى