sırrıyla Sure-i Kevser dahi 13 elif ile Fatiha’nın 13 (ال) i gibi 13 parmakla 13 meşhur surelerin başlarına parmağını basıyor ve kendi de küçük bir Kur’an olduğunu gösteriyor.
Üçüncüsü: Kevser kelimesi kudsî, câmi’, küllî, nurani bir kelime olduğundan, mana-yı lügavîsi olan hayr-ı kesîrden ve uhrevî bir havz-ı Kevser’den ve manevî bir havz-ı Kevser olan Kur’an’dan tut tâ hayr-ı kesîr ıtlakına mâsadak olan Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma i’ta edilen bütün hedaya-yı Rahmaniye ve fütuhat-ı Rabbaniye, tâ feth-i Mekke ve feth-i Beytü’l-Makdis ve feth-i Şam ve feth-i İstanbul’a kadar manaları olduğu gibi, o manalara da işaratı var.
Mesela: Âb-ı zemzeme-i Kur’aniyenin menbaı ve havz-ı Kevser’i olan Mekke-i Mükerreme’nin sekizinci senesindeki tarih-i fethine, tekerrürsüz harflerin 8 adediyle ve mütekerrirlerin yine 8 adediyle ve elifin 8 tekerrürüyle ve (ن) un 8 tekerrürüyle ve feth-i İstanbul’a işaret eden كَ الْكَوْثَرَ فَ 8 harfleriyle tevafuk sırrıyla ve beş defa sekizlerin ittifakıyla tevafuku, şu fütuhatçı sure-i nuraniyede elbette tesadüfî olamaz. Belki tevfik edilen kudsî bir işarettir.
Dördüncüsü: Madem اَلْكَوْثَرَ bir küllîdir, bir ferdi de İstanbul’dur. Ve madem bu sure fütuhat-ı İslâmiyeye ve Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma ihsan edilen atiye-i İlahiyeyi haber veriyor. Ve madem اَلْكَوْثَرَ ’in makam-ı ebcedîsi 757 olup, Sultan Orhan zamanında Süleyman Paşa kumandasında “Erler” tabir edilen 40 kahramanın şahid olmasıyla İstanbul’u hükûmet-i İslâmiye akdi altına girmeye ve fatihasını o tarihte 757’de muhasara ile okumuştur. Ve madem “Kevser” kime verildiğini ifade etmek için اِنَّۤا اَعْطَيْنَاكَ ’deki (ك) ve ne için verildiğine delalet eden فَصَلِّ ’deki (ف) zammıyla 857 adedi ile Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın vekili olan Sultan Fatih’in eliyle daire-i İslâmiyet’e ve bir mescid-i ekber ve bir mahall-i salât-ı kübra olarak 857’nin tarihine tevafuk