görmez ve dillerindeki marazla âb-ı hayat olan şu tatlı suyun lezzetini hissedip tatmazlar.
رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَۤا اِنْ نَسٖينَۤا اَوْ اَخْطَاْنَا
سُبْحَانَكَ لَاعِلْمَ لَنَۤا اِلَّا مَا عَلَّمْتَنَۤا اِنَّكَ اَنْتَ الْعَلٖيمُ الْحَكٖيمُ
***
İkinci Remzin Mühim Bir Zeyli
Yine Kenzü’l-Arş Duası’nın feyzinden gelen ikinci nükte-i tevafukiyedir. Bu nükteden numune için üç misal:
Birincisi: Suver-i Kur’aniyenin aded-i hurufatı 3000’de tevafukatı pek hârika ve mu’cizanedir.
Mesela: En kısa sure olan Sure-i Kevser’in hurufatı ebcedî makamı 3000 olmakla; hem Sure-i Yâsin’in 3000 aded-i hurufuna, hem Sure-i Furkan’ın 3000, hem Sure-i Fâtır’ın 3000, hem Sure-i Ve’s-sâffât’ın 3000, hem Sure-i Sad’ın 3000, hem Ra’d’ın 3000, hem Er-Rum’un 3000, hem Ez-Zuhruf’un 3000, hem Sure-i Şûra’nın 3000, hem İbrahim’in 3000, bu surelerin 3000 hurufatına tevafuku ve 11 surenin bu 3000’de birbiriyle muvafakatı ve mutabakatı bilbedahe tesadüf işi olamaz. Belki i’caz-ı Kur’an’ın bir şu’lesidir ki, hurufata serpilmesidir ve yaldızlamasıdır.
Hem en kısa sure olan Sure-i Kevser hurufunun makam-ı ebcedîsi olan 3000 adediyle, en uzun sure olan El-Bakara’nın örfî yani kelâm hükmündeki kelimatının 3000 adedine ve Âl-i İmran’ın hakiki kelimatının 3000 adedine ve Sure-i Nisa kelimatının 3000 adedine tevafuku elbette kör tesadüfün işi değil ve rastgele ve şuursuz ve ittifakî bir vaziyet olamaz. Belki sırr-ı i’cazın bir cilvesinin şuâı ile bir intizamdır. Böyle büyük tevafukatta küçük küsurat münasebat-ı tevafukiyeyi bozmadığından nazara alınmadı.
İkinci Misal: Sure-i اِنَّۤا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِ ’in i’cazkâr bir tevafukundan bahistir. Şöyle ki: