Onuncu Söz’ün kerametkârane letaif-i tevafukiyesindendir ki:
Matbu nüshasında ekseriyet-i mutlaka ile sahifelerin elif adedinde tevafukları olduğu gibi, bir iki müstesna olarak mütebakisi medar-ı tevafuk olan üç, dört, beş, altı (Hâşiye39) adetler dahi yine manidar olarak her birisi birbiriyle on üçte tevafuk ettiği misillü çok sırlar var. Bu kere o matbu nüshadan hiçbir tevafuku takip etmeyerek Hâfız Ali’nin (rh) yazdığı Onuncu Söz’de kendi kendine gelen sahifelerin satırlar başındaki elifler, yalnız bir tek sahife müstesna olarak bütün sahifeler birbirine tevafuk etmek ile beraber, eliflerin mecmuu yüz doksan üç ederek hem bu Onuncu Söz’ün ismi olan “Onuncu Söz” aded-i ebcedisine tam tamına tevafuk ettiği gibi Onuncu Söz’ün müellifinin ikinci ismi olan “Bedîüzzaman” isminin bir fark ile aded-i ebcedisine tevafukunu gördük.
Ve bu tevafuk manidar olduğuna latîf bir emaresi de şudur:
Risale-i Nur’un iki talebesi, bu sır tezahür etmezden evvel “Acaba bu eliflerin adedinde bir mana var mı?” diye düşünürken, her ikisinin kalplerinden lisanlarına “Onuncu Söz” kelimesi birden aynı anda gelmesi ile iki kalbin ve iki lisanın tevafuku takviye ediyor.
Bu yüz doksan üç adedinin ikinci manidar tevafuku da şudur ki:
Haşri ders veren baştaki فَانْظُرْ اِلٰٓى اٰثَارِ رَحْمَتِ اللّٰهِ ... اِلٰى اٰخِر ayetin ve âhirinde kıyameti ve kıyametin dehşetini ders veren
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ ... اِلٰى اٰخِر ayetin kudsî harflerinin mecmu-u adedi olan yüz doksan üç adedine bu yüz doksan üç elifin tevafuku elbette tesadüfî değildir.
______
39 Hâşiye: Merhum Hafız Ali’nin nüshasının medar-ı tevafuku bir, iki, üç, dört, beşte galiptir.