İçeriğe atla
Zühretü'n-Nur
Tahir Mutlu'nun Müdafaası · Sayfa 202

fâni ve dünyevî menfaatlere âlet etmemeyi iktiza eder. Bu manayı eserlerinde kerratla izah eden ve bilfiil hayatı, lisan-ı haliyle mücessem bir hüsn-ü misal olan bir zata; ef’al ve harekâtıyla tekzip ettiği şeyi isnad etmek, hukuk şerefi namına doğru değildir.

3 - Talebeleri olan bizler de iktidarımız nisbetinde aynı hakikate bütün ruhumuzla bağlanmışız. Bizim bu samimiyet ve hâlisane hizmetimize kanaat getiren Denizli Ağır Ceza Mahkemesi, 1944 tarihinde aleyhimizdeki bütün bu nevi isnadları reddederek beraetimize ve kitaplarımızın iadesine karar vermiştir. Mahkeme-i âlinize makam-ı iddianın isnadını tamamen çürütebilmek için Üstadın mektub ve risalelerinden aynı bahse temas eden noktaları arz etmek isterdim. Fakat vakit uzun gitmemek için vazgeçtim.

Hayatımıza gaye ve yegâne maksat kabul ettiğimiz Risale-i Nur’a hizmete şedid bir alâka ve sarsılmaz bir bağla bağlılığımızı gören fakat bu alâkadarlığın imandan neş’et ettiğini kabul etmek istemeyenler, türlü türlü bahanelerle bizi perişan etmek ve hizmet-i imaniyeye set çekmek için senelerce uğraştılar, bahaneler icad ettiler. Fakat âdil zatlar, defalarca bize beraetler vererek müfterileri susturdular.