İçeriğe atla
Zühretü'n-Nur
Tahir Mutlu'nun Müdafaası · Sayfa 200

tealisi, vatan evlatlarının imanlarının takviyesi için ve içinde bulunduğumuz asrın efkârı arasında Kur’an hakikatlerinin neşrine hasr ve vakfeden ve bununla beraber kendisini en âciz bir abd bilen ve öyle bildiren; telifatı olan Risale-i Nur’u, kendi zekâ ve dirayetine hamletmeyip İlahî tevfik ve inayete atfederek nazarları Kur’an’a çeviren, mütevazi bir fedakâr hakkında ve aynı şiarı meslek ittihaz eden talebeleri olan bizler hakkında, dinî hisleri âlet ederek başka maksat ve gayeler peşinde koşuyor ittihamını yapmak, insafsızlıktan başka bir şey değildir.

Yirmi seneden ziyade bir müddetten beri Risale-i Nur’un hizmetinde çalışan ve Üstad Bedîüzzaman’ın şahsî ve hizmet-i Nuriyeye müteallik hayatı ile çok yakından alâkadar bulunan ben, Üstad Said Nursî’de, dini veya dinî hisleri âlet etmek veya şahsî nüfuz toplamak gibi dînen mezmum vartalar bulunmadığını, bütün kuvvetimle arz etmek isterim. Şu birkaç nokta nazar-ı mütalaaya alınsa makam-ı iddianın isnadları tamamıyla yersiz olduğu anlaşılır. Şöyle ki:

1 - Bedîüzzaman, Kur’an’dan aldığı mesleğinin esasının acz ve fakr olduğunu beyan eder. Bütün hayatında ve eserlerinde ve