İçeriğe atla
Tarihçe-i Hayat
BEDÎÜZZAMAN VE RİSALE-İ NUR · Sayfa 718

Risale-i Nur, taklidî imanı tahkikî imana çevirip –imanı kuvvetlendirip– iki cihanın saadetini kazandırıp hüsn-ü hâtimeyi netice verir. En büyük dinsiz feylesofları da ilzam etmiştir.

Risale-i Nur’un bir hususiyeti de şudur ki: Diğer mütekellimîne muhalif olarak ehl-i dalaletin menfîliklerini zikretmeden, yalnız müsbeti ders vererek, yara yapmaksızın tedavi etmesidir. Bu itibarla bu zamanda Risale-i Nur, vehim ve vesveseleri mahvediyor, akla gelen sualleri, istifhamları; nefsi ilzam, kalbi ikna ederek cevaplandırıyor.

Risale-i Nur hem aklı hem kalbi tenvir eder, nurlandırır hem nefsi musahhar eder. Bunun içindir ki yalnız akılla giden ehl-i mektep ve ehl-i felsefe ve kalp yoluyla giden ehl-i tasavvuf, Risale-i Nur’a sarılıyorlar.

Ve ehl-i mektep ve felsefe anlıyorlar ki hakiki münevverlik; akıl ve kalp nurunun mezciyle kabildir. Yalnız akılla gitmek, aklı göze indiriyor. Bu hal ise bir kanadı kırık olanın mahkûm olduğu sukutu netice veriyor.

İhlaslı, hâlis ehl-i tasavvuf idrak ediyor ki demek zaman eski zaman değildir; böyle bir zamanda hem kalp ile hem akıl ile bizi hakikat yolunda götürecek ve hakikate vâsıl edecek Kur’anî bir yol lâzımdır ki biz zülcenaheyn olabilelim (Hâşiye).

İntibaha gelmiş olan ehl-i medrese vâkıf oluyorlar ki eski zamanda medrese usûlü ile on beş senede elde edilebilen imanî ve İslâmî netice, bu zamanda Risale-i Nur’la on beş haftada elde edilebiliyor. Üstadımız buyuruyorlar ki: “Bir sene Risale-i Nur derslerini anlayarak ve kabul ederek okuyan kimse, bu zamanın mühim ve hakikatli bir âlimi olabilir.”

Risale-i Nur, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm Efendimizin nurani meşrebini ve sahabe-i kiramın âlî seciyesini beyan eden bir

___

Hâşiye: Yetmiş seksen senelik bir seyr-i sülûkla kutbiyete ve gavsiyete erişen pek ender zatların bir noktaya kadar gidip “Burası müntehadır, ilerisine gidilmez.” dedikleri mertebeleri, Bedîüzzaman Kur’an’dan bulduğu bir yolla, ilimle daha ilerisine gittiğini, Arabî Mesnevî-i Nuriye mecmuasını mütalaa eden zatlar söylüyorlar. Büyük bir şaheser olan bu Arabî eseri mütalaa eden o müdakkik ehl-i ilim “Bu eserdeki çok derin ve pek ince ve gayet derecede yüksek hakikatlerden ne kadar istifade edebilsek bize kârdır.” diyorlar.