Meali ve hatırda kalan elfazı aynendir.
1335 senesi Eylül’ünde, dehrin hâdisatı verdiği yeis ile şiddetle muzdarip idim. Şu kesif zulmet içinde bir nur arıyordum. Manen rüya olan yakazada bulamadım. Hakikaten yakaza olan rüya-yı sadıkada bir ziya gördüm. Tafsilatı terk ile yalnız bana söylettirilmiş noktaları kaydedeceğim. Şöyle ki:
Bir cuma gecesinde nevm ile âlem-i misale girdim. Biri geldi dedi:
— Mukadderat-ı İslâm için teşekkül eden bir meclis-i muhteşem, seni istiyor.
Gittim gördüm ki münevver, emsalini dünyada görmediğim, selef-i salihînden ve a’sarın mebuslarından her asrın mebusları içinde bulunur bir meclis gördüm. Hicab ettim, kapıda durdum. Onlardan bir zat dedi ki:
— Ey felaket, helâket asrının adamı, senin de reyin var, fikrini beyan et!
Ayakta durup dedim:
— Sorun cevap vereyim.