İçeriğe atla
Sünuhat-Tulûat-İşârât
Sünuhat · Sayfa 27

masume olan şahsına yalnız acısın ve tecavüz etmesin.

Halbuki o zalûm-u cehûl, tabiat-ı zalimane ile bir cani sıfat için o evsaf-ı masumenin hakkına da tecavüz edip mevsufa da husumet; hattâ onda da iktifa etmiyor, akrabasına da hattâ meslektaşına da zulmünü teşmil eder. Bir şeyin müteaddid esbabı olduğundan, olabilir o cani sıfat da kalbin fesadından değil belki haric bir sebebin neticesidir. O halde sıfat caniye değil, kâfire de olsa o zat cani olamaz.

Cemaat itibarıyla görüyoruz ki bir şahıs, muhteris bir intikamıyla veya müntakim bir muhalefetle, arzuyu tazammun eden bir fikir ile demiş ki: “İslâm parçalanacak.” veyahut “Hilafet mahvolacak.” Sırf o meş’um sözünü doğru göstermek, gururiyetini, enaniyetini tatmin etmek için İslâm’ın perişaniyetini –el-iyazü billah– uhuvvet-i İslâmiyenin boğulmasını arzu eder. Hasmın zulm-ü kâfiranesini, hayale gelemez cerbezeli tevillerle adalet suretinde göstermek ister.

Medeniyet-i hazıra itibarıyla görüyoruz ki şu medeniyet-i meş’ume öyle gaddar bir düstur-u zulüm beşerin eline vermiş ki bütün mehasin-i