Dördüncüsü: Tıyb-ı nefis ile rıza-i kalp ile olmalı. Havf-ı fakr ile olmamalı. Şuna telvihan رَزَقْنَا daki nun-u azametle اَنَا الرَّزَّاقُ ذُو الْقُوَّةِ الْمَتٖينُ manasına remzedip şu şarta emare etmiştir.
Beşincisi: Sadakayı alan sefahette değil belki nafakasında ve hâcat-ı zaruriyesinde sarf etmeli. Şuna telmihan يُنْفِقُونَ un maddesini alâmet etmiştir.
Altıncı şart: Kemaldir. Mala hasredilmemeli. Zira tasadduk malda olduğu gibi ilimde, fikirde, fiilde de olur. Şu tamime مَا lafzındaki umum ile îma ve يُنْفِقُونَ deki ıtlak ile işaret etmiştir. Çünkü makam-ı hitabîde ıtlak, tamimdir.
İslâmiyet’in bir rükn-ü mühimmi olan zekât, beşerin hayat-ı neviyesi için ehemmiyeti şudur:
Hadîste var اَلزَّكَاةُ قَنْطَرَةُ الْاِسْلَامِ yani zekât bir köprüdür ki Müslüman, kardeşi olan Müslüman’a muavenet için ondan geçer.