zekâttır ve zekâtın mükemmili olan sadakattir ve onun mütemmimi olan karz-ı hasendir.
Harîs, hodgâm, zalim olan ikinci kelimedir ki beşerin terakkiyatını öyle sarsıyor ki herc ü merc ateşine atmak üzeredir.
Şu dâhiye-i dehyanın tek bir devası var. O da hurmet-i ribadır ve faizin bütün vesailini hayat-ı içtimaiyeden ref’ etmektir. Hodgâm ellerde servetin inhisarına vesile olan riba kapları, bankaları settir. Evet, bu kaplar ile servet ve temellük, kalil adamlarda toplanır. Bu iki düstur ile tevzi edilmezse gasbedilecektir.
Evet, heyet-i içtimaiyedeki intizamın şartı, tabakat-ı beşer birbirinden uzaklaşmamak; tabaka-yı havas tabaka-yı avamdan, taife-i ağniya taife-i fukaradan ayrılmasın ki sıla-i rahim kopsun. Halbuki ribanın hayatı ve zekâtın mevti ile geniş bir mesafe açılmış, öyle bir uzaklık olmuş ki hayt-ı vasl kopmuş.
Tabaka-yı süflâdan, tabaka-yı ulyâya karşı ihtiram, itaat, tahabbüb yerine; yalnız ihtilal sadâsı, hased sayhası, kin enîni, nefret velvelesi, intikam feryadı yükselip işitilir.
Tabaka-yı ulyâdan, tabaka-yı süflâya merhamet, ihsan ve taltife bedel, yalnız zulmün ateşi, tahakkümün sâıkası, tahkirin ra’dı iniyor.