İçeriğe atla
Şuâlar
ON BEŞİNCİ ŞUÂ · Sayfa 520

Evet, Mu’cizat-ı Ahmediye (asm) risale-i hârikada üç yüzden ziyade nakl-i sahih ile ispat ettiği gibi; o zat (asm) وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ve وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمٰى âyetlerinin sarahatiyle, avucunun bir parmağıyla kamer iki parça olması ve nakl-i sahih ve tevatürle, aynı elin beş parmağından beş çeşme su akması ve susuz kalan bütün ordusu o sudan içmesi ve şahit olması ve bu acib hârika iki defa başka yerde de vuku bulması ve aynı avuç ile bir parça toprağı, hücum eden düşman ordusuna atarak, her birisinin gözüne bir avuç toprak girmesiyle hücumda iken kaçmaları ve aynı avuçta küçük taşlar insanlar gibi tesbih edip Sübhanallah demeleri gibi nakl-i sahih ile ve bir kısmı tevatürle tarihlerde kat’iyen vukua gelen yüzer ve ehl-i tahkikin yanında bine kadar mu’cizat, elinde zuhuru ve dost ve düşmanların ittifakıyla onda güzel hasletlerin ve ahlâk-ı hasenenin en yüksek derecesinde (Hâşiye) bulunması ve arkasında tebaiyetle sülûk edip kemalâta erişen ve hakikate aynelyakîn yetişen bütün ehl-i tahkik, ittifakla kemalât-ı Muhammediye (asm) en yüksek derecede bulunduğuna hakkalyakîn tasdikleri ve onun dininden gelen âlem-i İslâm’ın füyuzatı ve koca İslâmiyet’in hakikatleri onun hârika kemalâtına delâlet eder. Elbette o zat (asm) bizzat kendi risaletine gayet parlak ve küllî, geniş şehadet eder, demektir.

Pek çok kuvvetli şehadetleri ihtiva eden

Dördüncü Şehadet

وَبِشَهَادَةِ الْقُرْاٰنِ بِمَا لَا يُحَدُّ مِنْ حَقَائِقِهٖ وَبَرَاهٖينِهٖ

Yani Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, hadsiz hakikatler ve hüccetleriyle risaletine, sadıkıyetine şehadet eder.

Evet, kırk vecihle mu’cize olduğu Zülfikar mecmuasında ispat edilen ve on dört asrı nurlandıran ve nev-i beşerin beşten birisini tebeddül etmeyen kanunlarıyla idare eden ve o zamandan şimdiye kadar bütün muarızlara meydan okuyup hiç kimse hattâ bir suresinin mislini getirmeye cesaret etmeyen ve Âyetü’l-Kübra’da ispat edildiği

___

Hâşiye: Hattâ şecaat kahramanı Hazret-i Ali radıyallahu anh diyor: “Harpte biz korktuğumuz zaman, Peygamber’in (asm) arkasına saklanır, tahassun ederdik.” Şecaat gibi her haslette faik olduğunu, o zaman düşmanları dahi tasdik ettiklerini tarihler naklediyorlar.