İçeriğe atla
Sözler
ON YEDİNCİ SÖZ · Sayfa 240

Bundan yirmi beş sene kadar evvel İstanbul Boğazı’ndaki Yuşa Tepesi’nde, dünyanın terkine karar verdiğim bir zamanda, bir kısım mühim dostlarım beni dünyaya, eski vaziyetime döndürmek için yanıma geldiler. Dedim: “Yarına kadar beni bırakınız, istihare edeyim.” Sabahleyin kalbime bu iki levha hutur etti. Şiire benzer fakat şiir değiller. O mübarek hatıranın hatırı için ilişmedim. Geldiği gibi muhafaza edildi.

Yirmi Üçüncü Söz’ün âhirine ilhak edilmişti. Makam münasebetiyle buraya alındı.

BİRİNCİ LEVHA

Ehl-i gaflet dünyasının hakikatini tasvir eder levhadır.

Beni dünyaya çağırma Ona geldim fena gördüm.

Demâ gaflet hicab oldu Ve nur-u Hak nihan gördüm.

Bütün eşya-yı mevcudat Birer fâni muzır gördüm.

Vücud desen onu giydim Âh ademdi çok bela gördüm.

Hayat desen onu tattım Azap-ender azap gördüm.

Akıl ayn-ı ikab oldu Bekayı bir bela gördüm.

Ömür ayn-ı heva oldu Kemal ayn-ı heba gördüm.

Amel ayn-ı riya oldu Emel ayn-ı elem gördüm.

Visal nefs-i zeval oldu Devayı ayn-ı dâ’ gördüm.

Bu envar zulümat oldu Bu ahbabı yetim gördüm.

Bu savtlar na’y-ı mevt oldu Bu ahyayı mevat gördüm.

Ulûm evhama kalboldu Hikemde bin sekam gördüm.

Lezzet ayn-ı elem oldu Vücudda bin adem gördüm.

Habib desen onu buldum Âh firakta çok elem gördüm.

***