Harb-i Umumî’de mağlubiyetinizin hikmeti nedir?” Ben de bir cevap vermişim.
Yirmi sene o hâdiseden sonra aynen öyle bir halde ben soruyorum: “Neden bizim hükûmet galip tarafını tutmadı tâ ki Arabistan’ı, Hindistan’ı, Afrika’yı kurtarsın?” Bana o rüya gibi vakıada cevap verdiler ki: “Senin eskiden verdiğin cevabın sana cevaptır. Yani eğer galip tarafı tutulsa idi şimdi Avrupa’ya pek yakın olan bu civarda kolayca tatbik edilen yeni icadlar Haremeyn-i Şerifeyn gibi yerlerde dahi müşkülatlar içinde tatbike çalışmak ihtimaline binaen kader-i İlahî mağlubiyetimize fetva verdiği gibi galip tarafını tutturmadı.” diye gayet müteessirane yazıldığı halde zararımıza, mağlubiyetimize bir rıza gösterir gibi bir ibare zannedilmiş.
Bir de cifir ve ebced hesapları, değil yalnız Muhyiddin-i Arab gibi dâhî muhakkiklerin belki ekser edibler ve ulemaların hususan ehl-i keşfin mabeyninde cari bir medar-ı istihrac-ı esrardır. Kur’an-ı Azîmüşşan’ın sureleri başındaki mukattaat-ı hurufun bu hesap ile münasebeti bulunduğunu bu hadîs-i şerif ispat ediyor:
Bir zaman Yahudi ulemasından bir kısmı Peygamber aleyhissalâtü vesselâma demişler: “Senin ümmetin müddeti azdır ki الٓمٓ işaret ediyor.” Peygamber aleyhissalâtü vesselâm ferman etmiş ki “كٓهٰيٰعٓصٓ عٓسٓقٓ حٰمٓ gibi daha çok var.” Onlar bu cevaptan sonra susmuşlar. Demek, işarat-ı Kur’aniyenin cifir ile münasebeti var.
Madem Kur’an’ın işaratı çok tarzlarda, çok cihetlerle oluyor ve var ve muhakkaktır. Ve belâgat noktasında işaratıyla çok hakaiki ve ahkâmı ifade ediyor. Hadsiz tefsirler ve muhtelif on iki mezhep onun işaratını nazara almışlar. Elbette muntazam kaideleri bulunan ve riyazî hesap nevinde işarat ile gaybî haberleri, onun i’cazının yüksek makamına yakışır. Ve Risale-i Nur’un mahrem cüzleri o işaratı kaydetmesiyle hem Kur’ana hizmet hem Risale-i Nur, Kur’an’ın bir hakikati ve manevî bir mu’cizesi olduğunu ispat etmek cihetiyle ehl-i vukufun takdirine lâyıktır.
Hem bir davaya bin emare hükmünde bin işaret bulunsa o dava sarahat-i kat’iye derecesinde sübut bulduğu cihetinde o istihraçlara Risale-i Nur’un verdiği ehemmiyet ihtilal-i ruhî değil belki tam bir inkişafat-ı ruhiye eseri olabilir.