İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 208

***

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ

(Emniyet müdürü müddeîumumla beraber hapiste yanıma geldikleri vakit bu mektubu verdim. O da valiye vermiş.)

Emniyet dairesindeki heyet-i zabıtaya bir maruzatımdır.

Efendiler! Benim başıma evham yüzünden gelen hâdise ile heyet-i zabıta emniyet-i dâhiliye cihetiyle çok alâkadardır diye size de bir hakikati beyan edeceğim. Çünkü hem Kastamonu’da, hem Ankara’da, hem Isparta’da taharri memurları ve komiserler, bizim esrarımızı anlamak için çok temas ettiler. Kastamonu zabıtası bildi ki biz zabıta vazifesine endişe vermek değil belki yardım ediyoruz. Ve Isparta zabıtası dahi müteaddid temasında bizi ve Risale-i Nur’u ve şakirdlerini asayiş ve inzibat cihetinde yardımcı ve dost görmeye başladılar. Hattâ en mahrem esrarımızı –ki Isparta müddeiumumîsi dinlemesinden telaş ettiği halde– bilâ-tereddüt Isparta zabıtasına verecektim ve benimle gelecek sivil komiserler ile gönderecektim. Fakat beni kelepçelediler, onlar da gelmediler, ben de gönderemedim.

Evet gerçi şahsım itibarıyla ehemmiyetsizim ve kıymetim yok fakat kırk senedir memleketin çok yerleriyle alâkadar olmuşum. O yerlerde ciddi dostlarım ve hakiki kardeşlerim ve Risale-i Nur dersinde arkadaşlarım kesretle varlar. Eğer onların vaziyeti inzibat ve asayiş lehinde olmasa idi, elbette şimdiye kadar bir vukuatları görünecekti. Halbuki hem Eskişehir Mahkemesinde hem bu defada vukuata binaen değil belki imkâna bina edilmiş. Yani yapmış diye ilişmiyorlar belki yapabilir diye evham yüzünden ilişiyorlar.

İşte buranın zabıtasına en mahrem esrarımı bilâ-perva içine alan müdafaatımı isterlerse takdim edeceğim. Çünkü ekser vilayetlere Risale-i Nur ve şakirdleri girmişler. Herhalde Denizli’ye eğer girmemişse girecek.

Böyle hasbî, fahrî bir tarzda fenalığı, ahlâksızlığı, anarşiliği, serseriliği izaleye ciddi çalışan ve tesiratını Kastamonu’da ve Isparta havalisinde gösteren yılmaz, geri çekilmez bir inzibat kuvvetini buranın emniyet dairesi nazara alıp, asayiş lehinde istimal etmek