İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 204

her taifeden ziyade sizin bilmenizin lüzumu (2) ve küçük bir kâinat hükmünde olan insanın teşrihatındaki hikmet-i Rabbaniye her meslekten ziyade mesleğinizde medar-ı nazar bulunması (3) nokta-i nazarda müddeiumumîden evvel bizimle alâkanız var.

Çünkü bu meselemizde bütün vatanı alâkadar edecek olan Risale-i Nur’a bir nevi taarruz var. Risale-i Nur ise İsm-i Hakîm ve İsm-i Rahîm’e mazhar olduğu için, en ehemmiyetli bir esası da şefkat olduğundan büyük bir manevî doktordur. Ve her gün nev-i beşerde otuz bin cenaze ile ölüm haktır diye imza edilen hakikat-i mevtin tılsımını ve dehşetli ölümün sevimli muammasını açarak sırr-ı Kur’an ile ölümü yüz binler adam hakkında idam-ı ebedî mahiyetinden çıkarıp terhis tezkeresine çeviren ve ehl-i iman hakkında ölüm terhis tezkeresi olduğunu o derece kat’î ispat etmiş ve hakiki teselli vermiş ki yirmi seneye yakındır zındıklara, maddiyyunlara, tabiiyyunlara meydan okuduğu halde hiçbir feylesof hiçbir meselesini cerh edememiş olan Risale-i Nur’u müdafaaya mecbur olduğumdan ve sıhhatim birkaç vecihte muhtel olmasından nazar-ı şefkatinizi ciddi bir surette rica ediyorum.

Çünkü ben on sekiz senedir bir içtimaî hastalık sebebiyle haps-i münferid hükmünde münzevi, yalnız yaşamışım. Ve yirmi senedir yine içtimaî bir manevî rahatsızlık cihetiyle hiçbir gazeteyi ne okudum ve ne dinledim ve ne de merak ettim. Ve yine ehemmiyetli bir maraz-ı içtimaî cihetiyle şimdi iki sene ve iki aydır zemin yüzündeki harblerden ve hâdiselerden hiçbir haber almadım ve merak etmedim ve sormadım. Halbuki ben Risale-i Nur itibarıyla binler adam kadar alâkadarım.

Sâniyen: Gerçi ben on sekiz sene haps-i münferid hükmünde yalnız bir odada yaşamışım fakat menzilim bu haps-i münferid gibi dar, rutubetli, ufunetli, manzarasız, güneşsiz değildi. Teneffüs ederdim, bir iki dostumla görüşürdüm. Hem şimdi ihtiyarım, yetmiş yaşındayım. Hem zayıfım, iyi bir hizmetçiye ihtiyacım var. Hem kırk elli senelik bir kulunç illetine müptelayım, soğuğa dayanamıyorum. Bu geçen bütün ramazanda yalnız iki ekmek yiyebildim. Onun için benim sıhhatimin muhafazası, bu ağır şerait altında vazifenize ve himmetinize bakar. Benim ehemmiyetsiz şahsım itibarıyla sıhhatim dahi ehemmiyetsizdir. Fakat madem zararsız bir surette hem vatana hem millete hem idareye hem asayişe hem inzibata büyük faydaları tahakkuk eden ve yüz bin adamlar onunla imanlarını