İçeriğe atla
Sirâcünnur
On İkinci Şuâ · Sayfa 190

Risale-i Nur’dan

On İkinci Şuâ

Denizli Müdafaanamesi

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحٖيمِ

وَبِهٖ نَسْتَعٖينُ

On sekiz sene sükûttan sonra mecburiyet tahtında bu istida mahkemeye ve sureti Ankara’ya makamata verilmişken tekrar vermeye mecbur olduğum iddianameye karşı itiraznamemdir.

Malûm olsun ki Kastamonu’da üç defa menzilimi taharri etmek için gelen iki müddeiumuma ve iki taharri komiserine ve üçüncüde polis müdürüne ve altı yedi komiser ve polislere ve Isparta’da müddeiumumun suallerine karşı dedim ve ehemmiyetli bir kısmının sureti Kastamonu zabıtası ve adliyesi elinde kalan ayn-ı hakikat küçük bir müdafaanın hülâsasıdır. Şöyle ki:

Onlara dedim: Ben, on sekiz yirmi senedir münzevi yaşıyorum. Hem Kastamonu’da sekiz senedir karakol karşısında ve sair yerlerde dahi yirmi senedir daima tarassud ve nezaret altında kaç defa menzilimi taharri ettikleri halde, dünya ile ve siyasetle hiçbir tereşşuh, hiçbir emare görülmedi. Eğer bir karışık halim olsa idi, buranın adliye ve zabıtası bilmedi veyahut bildi, aldırmadı ise elbette benden ziyade onlar mes’uldürler. Eğer yoksa bütün dünyada kendi âhireti ile meşgul olan münzevilere ilişilmediği halde, neden bana lüzumsuz, vatan ve millet zararına bu derece ilişiyorsunuz?

Biz Risale-i Nur şakirdleri, Risale-i Nur’u değil dünya cereyanlarına belki kâinata da âlet edemeyiz. Hem Kur’an bizi siyasetten şiddetle men’etmiş. Evet, Risale-i Nur’un vazifesi ise hayat-ı