İçeriğe atla
Sirâcünnur
Merhum Hasan Feyzi’nin Üstad Hakkındaki Mersiyesi · Sayfa 287

بِاسْمِهٖ سُبْحَانَهُ وَاِنْ مِنْ شَىْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهٖ

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ

Hasan Feyzi’nin, Denizli ve hapsinin ve civarının has talebelerini temsil ederek onların namına, Üstadının vasiyetnamesi ve zehirlenmeden şiddetli hasta olması münasebetiyle yazdığı bir mersiyedir. Ve vefat haberini almış gibi kalemi ağlamış. Lâhika’ya geçirilsin.

Said Nursî

اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ عِلْمِ اللهِ

فَدَاكَ اَبٖى وَاُمّٖى وَنَفْسٖى يَا اُسْتَادٖى

Anam ve babam ve tatlı canım sana feda olsun Üstadım!

Birkaç gündür acılarımıza zehirler katan ve ciğerlerimize şişler ve hançerler saplayan ve gözyaşlarımızı kızıl ırmaklara çeviren acı ve kara haberler almaktayız.

Işığında derdimize devalar aradığımız o mübarek ay, âkıbet husufa mı uğruyor?

Nuruyla bu güzel vatanı aydınlatan ve parlatan Üstadımız, bir daha dönmemek ve bizlere görünmemek üzere âkıbet göç mü ediyor? Vâ halîlah!

Neşir ve tamim buyurduğunuz vasiyetname bizler için hakikaten böyle bir kara haberi bildiren bir yas ve matem işareti midir? Yoksa yıllardan beri rûy-i zeminde ağlayıp inleyen kimsesiz müslümanların büsbütün kurtuluşu beşareti midir? Bize bir haber sal. Sal ki eğer böyle bir beşaret ise senelerden beri hep ağlayan gözyaşlarımızı tutup biraz da gülmesini bilelim ve öğrenelim. Acaba bu bize