kudsî bir teselliye muhtaç olduğum bir hengâmda, sırf ehl-i imanın imanını Risale-i Nur ile muhafaza niyet-i hâlisasıyla ve Necmeddin-i Kübra, Muhyiddin-i Arap gibi binler ehl-i işarat gibi cifrî ve riyazî hesabıyla beyan edilen bir müjde-i işariye-i Kur’aniyeyi kendine gelen bir kanaat-i tamme ile hem mahrem tutulmak şartıyla beyan ettiğim ve o içtihadımda en muannid dinsizlere de ispat etmeye hazırım, dediğim halde beni gıybet etmek, dünyada buna hangi mezheple fetva verilebilir, hangi fetvayı buluyorlar?
Ben her şeyden vazgeçerim fakat adalet-i İlahiyenin huzurunda bu dehşetli gıybete karşı hakkımı helâl etmem! Titresin!.. Bütün sâdatın ceddi olan Fahr-i Âlem aleyhissalâtü vesselâmın sünnet-i seniyesini muhafaza için hayatını ve her şeyini feda eden bir mazlumun şekvası, elbette cevapsız kalmayacak!..
İllâ bir şart ile helâl edebilirim ki: Bu ramazan-ı şerifte bana ve hâlis kardeşlerime verdiği endişe ve telaşı, hakperestlik damarıyla, büyüklere lâyık ulüvv-ü cenabla, enaniyet-i taassupkâranesini hakikate ve insafa feda edip tamire çalışmasıdır. Müşfik ve munsif bir hoca tavrıyla, kusurumuz varsa bize lütufkârane ihtar ve ikazdır.
Cenab-ı Hak Settaru’l-Uyûb’dur, hasenat seyyiata mukabil gelse affeder. İman hizmetinde yüz binler insanın imanını tahkikî yapmak hasenesine karşı, benim gibi bir bîçarenin hüsn-ü niyetle, kuvvetli emarelerle inayet-i İlahiyeden tasavvur ettiği bir müjde-i Kur’aniyenin tefehhümünde bir yanlış, belki yüz yanlış varsa da o hasenata karşı gelemez, setr-i uyûb perdesini yırtamaz! Her ne ise…
Bu mesele yalnız şahsıma taalluk etseydi ben, cidden nefs-i emmaremi tam kırmak için ona minnettar olurdum. Mesleğimiz, bu zamanda hakka hizmet, bütün bütün terk-i enaniyetle olabileceğini kat’î kanaatimiz olduğu gibi; yirmi senedir nefs-i emmarem ister istemez o mesleğe itaate mecbur olmuş. Risale-i Nur ve mukaddimatları, buna bir hüccet-i kātıadır.
Fakat garaz ve inat ve bir nevi taassub-u meslekiyeyi ihsas eden ve esrar-ı mestûreyi işaa suretinde gelen itiraz ve ayıplara karşı Eski Said (ra) lisanıyla derim: İşte meydan! En mutaassıp ulemadan ve en büyük veliden tut tâ en dinsiz feylesoflara ve müdakkik hükemalara, Risale-i Nur’daki davaları ispat etmeye hazırım ve hem de ispat etmişim ki benim mahvıma ve idamıma mütemadiyen çalışan