İçeriğe atla
Ramazan-İktisat-Şükür Risaleleri
Yirmi Dokuzuncu Lem’a’dan İkinci Bab · Sayfa 87

İman nazarında, semavat ve arzı ihata eden bir daire kadar tevessü eder. Evet bir mü’min, güneşi kendi hanesinin damında asılmış bir lüküs; kameri bir idare lambası addedebilir. Ve bu itibarla şems, kamer kendisine birer nimet olur. Binaenaleyh mü’min olan zatın daire-i istifadesi semavattan daha geniş olur. Evet, Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan

وَسَخَّرَ لَكُمُ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ

۞ وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ

âyetlerin belâgatıyla imandan neş’et eden şu hârika ihsanlara, in’amlara işaret ediyor.

Yedinci Nokta: Nur-u iman ile bilinir ki Allah’ın varlığı, bütün nimetlerin fevkinde öyle büyük bir nimettir ki sonsuz nimetlerin envaını, nihayetsiz ihsanların cinslerini, sayısız atiyyelerin sınıflarını hâvi bir menba ve bir kaynaktır. Binaenaleyh zerrat-ı âlemin adedince iman nimetine hamd ü sena etmek bir borçtur. Risale-i Nur’un eczasında bir kısmına işaretler yapılmıştır. Maahâzâ iman-ı billahtan bahseden Risale-i Nur’un cüzleri, bu nimetten perdeyi kaldırarak gösteriyor.