tasvir eden iman nimetine elbette binlerce “Elhamdülillah” söylemek azdır.
Alt Cihet: Yani arz âlemine felsefe gözüyle bakan insan; küre-i arzı başıboş, yularsız, şemsin etrafında serseri gezen bir hayvan gibi veya tahtaları kırık, kaptansız bir kayık gibi görür ve dehşete, telaşa düşer.
Fakat iman ile bakarsa arzın Rahmanî bir sefine olup Allah’ın kumandası altında bütün me’kûlat, meşrubat, melbusatıyla beraber, nev-i beşeri tenezzüh için şemsin etrafında gezdiren bir sefine şeklinde görür. Ve imandan neş’et eden şu büyük nimete büyük büyük “Elhamdülillah”ları söylemeye başlar.
Ön Cihet: Felsefeci bir adam bu cihete bakarsa görür ki bütün canlı mahlukat –insan olsun, hayvan olsun– kafile be-kafile büyük bir süratle o cihete gidip kaybolurlar. Yani ademe gider, yok olurlar. Kendisinin de o yolun yolcusu olduğunu bildiğinden teessüründen çıldıracak bir hale gelir.
Fakat iman nazarıyla bakan bir mü’min, insanların o cihete gidişleri, seyahatleri adem âlemine değil, göçebeler gibi bir yayladan bir yaylaya bir intikaldir. Ve fâni menzilden bâki