Nasıl bir aşiretten bir adam bir iyilik etse umum aşiret bu namus ile iftihar eder, hissedar olur. O namus bir olarak kalmaz. Binlerle âyinede görünen bir mum gibi binler olur. O aşiretin rabıta-i hayatiyesine nur ve kuvvet verir. Eğer birisi bir cinayet işlese bütün efrad-ı aşiret onunla bir derece müttehem sayılır. Mesela, şu mecliste olan adamlar birbiriyle bağlı olur. Birisi kendini çamura atsa arkadaşlarını ya beraber düşürecek veya tahrik ile taciz edecek. Binaenaleyh şimdi bir günah “bir”likte kalmaz, bine çıkar. Bir hayır
كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ
فٖى كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍ
hükmüne geçer.
İşte şu nüktedir ki ya fikren veya ruhen uyanmışlara ağlamaya hâhiş vermiştir. Bir bahane ile ağlarlar, tövbekâr olurlar. Lâkin minare başında olan akıl, kalîb-i kalp dibinde bulunan sebebini iyi göremiyor.
Elhasıl: İslâm uyandı ve uyanıyor (*). Fenalığı fena, iyiliği iyi olarak gördüler. Evet, şu
___
* Evet kırk beş sene sonra Pakistan, Arabistan aşâiri dahi hâkimiyet ve istiklallerini kazandılar.