müfside, bir dessasa hüsn-ü zan edebilirsiniz. Delil ve âkıbete bakınız.
S- Nasıl anlayacağız? Biz cahiliz, sizin gibi ehl-i ilmi taklit ederiz.
C- Çendan cahilsiniz fakat âkılsınız. Hanginizle zebib yani üzümü paylaşsam, zekâvetiyle bana hile edebilir. Demek cehliniz özür değil. İşte müştebih ağaçları gösteren, semereleridir. Öyle ise benim ve onların fikirlerimizin neticelerine bakınız. İşte birisinde istirahat ve itaattir. Ötekisinde ihtilaf ve zarar saklanmıştır.
Size bir misal daha söyleyeceğim: Şu sahrada bir nâr görünür. Ben derim nurdur; nâr olsa da eski nârdan kalma zayıf, yukarı tabakasıdır. Geliniz etrafına halka tutup temaşa edelim. İstifaza edip tâ tabaka-i nâriye yırtılsın, istifade eyleyelim. Eğer dediğim gibi nur ise zaten istifade edeceğiz. Eğer onların dedikleri gibi nâr olsa karıştırmadık ki bizi yaksın. Onlar diyorlar ki: “Ateş sûzandır.” Eğer nur olursa kalp ve gözlerini kör eder. Eğer nâr dedikleri nur-u saadet (*) dünyanın hangi tarafına çıkmış ise milyonlarla insanın tulum gibi kan suyu üzerine boşaltılmış ise söndürülmemiş.
___
* Burada dahi Risale-i Nur’u hissetmiş fakat siyaset perdesiyle bakmış, hakikatin şekli değişmiş.