İkinci şıkkın misallerinden mesela
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ مِهَادًا ۞ وَالْجِبَالَ اَوْتَادًا ۞ وَخَلَقْنَاكُمْ اَزْوَاجًا …اِلٰى اٰخِر
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مٖيقَاتًا e kadar…
Birinci âyette âsârı bast edip bir neticenin, bir mühim maksudun mukaddimatı gibi; ilim ve kudrete, gayat ve nizamatıyla şehadet eden en azîm eserleri serdeder. Alîm ismini istihraç eder. İkinci âyette, Birinci Şule’nin Birinci Şuâ’ının Üçüncü Nokta’sında bir derece izah olunduğu gibi Cenab-ı Hakk’ın büyük ef’alini, azîm âsârını zikrederek neticesinde yevm-i fasl olan haşri, netice olarak zikrediyor.
İKİNCİ NÜKTE-İ BELÂGAT: Kur’an, beşerin nazarına sanat-ı İlahiyenin mensucatını açar, gösterir. Sonra fezlekede o mensucatı, esma içinde tayyeder veyahut akla havale eder.
Birincinin misallerinden mesela
قُلْ مَنْ يَرْزُقُكُمْ مِنَ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اَمَّنْ يَمْلِكُ السَّمْعَ وَالْاَبْصَارَ وَمَنْ يُخْرِجُ الْحَىَّ مِنَ الْمَيِّتِ