dahi bir ihtiyat mahzenciği bulunması gibi; gitgide tâ dâr-ı âhiretin bir mahzeni dünyadır ve cennetin bir tarlası ve deposu, bu âlemdeki hüsünleri ve hasenatları ve nurları mahsul veren âlem-i İslâmiyet ve hakikatli insaniyet; ve cehennemin bir ambarı ise şerleri ve çirkinleri ve küfürleri mahsul veren ve şer olan ademden gelen ve hayır olan vücud âlemlerini telvis eden pis maddeler, taifeler; ve yıldızların hararet mahzeni cehennem ve nurlar hazinesi bir cennettir ki بِيَدِهِ الْخَيْرُ kelimesi, bütün o hadsiz hazinelere işaretle pek parlak bir hücceti gösteriyor.
Evet, bu kelime ile ve بِيَدِهٖ مَقَالٖيدُ كُلِّ شَىْءٍ cümlesiyle yani “Her şeyin anahtarı onun elindedir.” nihayetsiz geniş ve hadsiz hârikalı bir hüccet-i rububiyet ve vahdeti, bütün bütün kör olmayana gösterir. Mesela, hadsiz o hazine ve ambarlardan yalnız buna bak ki:
Her biri bir koca ağacın veya bir parlak çiçeğin cihazatını ve mukadderatının programını taşıyan küçücük mahzencikler olan çekirdekler ve tohumların anahtarları elinde bulunan bir Mutasarrıf-ı Hakîm bir çekirdeğin kapıcığını “Uyan!” emriyle ve irade anahtarıyla tam