ve ecdadlarının mesleklerini ve çokları –Hâlid İbn-i Velid ve İkrime İbn-i Ebucehil gibi– pederlerinin taraftarlıklarını, kavim ve kabilelerini tamamıyla bırakıp bütün ruh u canlarıyla, gayet fedakârane bir surette İslâmiyet’e girerek aynelyakîn derecesinde Muhammed’in (asm) sadıkıyetine ve risaletine imanları; sarsılmaz, küllî bir şehadettir.
On Birincisi: Asfiya ve sıddıkîn denilen müçtehidler, imamlar, allâmeler; İbn-i Sina, İbn-i Rüşd gibi dâhî feylesoflar misillü binler ehl-i tahkik, aklî ve mantıkî bir tarzda, her biri ayrı bir meslekte, şüphesiz binler hüccetlere ve kat’î bürhanlara istinaden, ilmelyakîn derecesinde Muhammed’in (asm) risaletine ve hakkaniyetine imanları, öyle küllî bir şehadettir ki onların umumu kadar bir zekâsı bulunmayan karşılarına çıkamaz.
İşte o hadsiz şahitlerden birisi, bu zamanda Risale-i Nur’dur ki münkirler ona karşı hiçbir çare bulamadıklarından zabıta ve adliyeyi aldatıp mahkeme eliyle susturmasına çalışıyorlar.
On İkincisi: Âlem-i İslâm’da her biri ümmetin ehemmiyetli bir kısmını daire-i dersine alıp hârika irşad ve kerametlerle manevî terakki