hârika münâcat olan ve marifetullahta terakki eden bütün âriflerin münâcatlarının fevkinde bulunan ve bir gazvede “Zırhı çıkar, onun yerine bu Cevşen’i oku!” diye Cebrail vahiy getiren “Cevşenü’l-Kebir” münâcatı içindeki hakikatler ve tam tamına Rabb’ine karşı tavsifler, Muhammed’in (asm) risaletine ve hakkaniyetine şehadet ettiği gibi; Kur’an’dan tereşşuh eden ve bir cihette Cevşen’den feyiz alan ve tevellüd eden Resaili’n-Nuriye, yüz otuz parçasıyla risalet-i Muhammediyeye (asm) bir tek hüccet olarak risaletinin bütün hakikatlerini aklen ve mantıken ispatıyla, hattâ felsefenin nazarında akıldan pek uzak meselelerini göz önünde gibi gayet kolay ve makul bir tarzda ders vermesiyle Muhammed’in (asm) sadıkıyetine ve risaletine küllî bir surette şehadet eder.
Hem zaman-ı mazi dahi risaletine bir küllî şahittir ki irhasat denilen, nübüvvetten evvel zuhur eden ve gelecek peygamberin mu’cizatı sayılan hârikalar, tarihlerde ve siyer kitaplarında kat’î tevatür tarzında nakledilen pek çok vakıalar, gayet sağlam bir surette risaletine şehadet eder ve çok nevileri var. Bir kısmı, gelecek şehadetlerde beyan edilecek; bir kısmı da Zülfikar’da ve tarih kitaplarında sahih bir surette nakledilmiş.