İçeriğe atla
Miftâhu'l-İman
Birinci Makam'ın Üçüncü Kısmı · Sayfa 71

edip kemalâta erişen ve hakikate aynelyakîn yetişen bütün ehl-i tahkik, ittifakla kemalât-ı Muhammediye (asm) en yüksek derecede bulunduğuna hakkalyakîn tasdikleri ve onun dininden gelen âlem-i İslâm’ın füyuzatı ve koca İslâmiyet’in hakikatleri onun hârika kemalâtına delâlet eder. Elbette o zat (asm) bizzat kendi risaletine gayet parlak ve küllî, geniş şehadet eder, demektir.

Pek çok kuvvetli şehadetleri ihtiva eden Dördüncü Şehadet:

وَبِشَهَادَةِ الْقُرْاٰنِ بِمَا لَا يُحَدُّ مِنْ حَقَائِقِهٖ وَبَرَاهٖينِهٖ

Yani Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyan, hadsiz hakikatler ve hüccetleriyle risaletine, sadıkıyetine şehadet eder.

Evet, kırk vecihle mu’cize olduğu Zülfikar mecmuasında ispat edilen ve on dört asrı nurlandıran ve nev-i beşerin beşten birisini tebeddül etmeyen kanunlarıyla idare eden ve o zamandan şimdiye kadar bütün muarızlara meydan okuyup hiç kimse hattâ bir suresinin mislini getirmeye cesaret etmeyen ve Âyetü’l-Kübra’da ispat edildiği gibi altı ciheti nurani, şüpheler giremeyen ve altı makam-ı kübra