İçeriğe atla
Miftâhu'l-İman
Birinci Makam'ın İkinci Kısmı · Sayfa 30

ettikçe bir Sâni’in planı ve beyannamesi ve zahirine baktıkça bir Fâil-i Muhtar’ın ve Mürîd’in gayet sanatlı ve tenasüplü bir hulle-i sanatı ve bâtınına baktıkça bir Kadîr’in gayet muntazam bir makinesini müşahede ediyoruz.

İşte şu hal ve şu keyfiyet, bizzarure ve bilbedahe ilan eder ki hiçbir şey, hiçbir zaman, hiçbir mekân bir tek Sâni’-i Zülcelal’in kabza-i tasarrufundan hariç olamaz. Her bir şey ve bütün eşya, bütün şuunatıyla, bir Kadîr-i Mürîd’in kabza-i tasarrufunda tedbir edilir. Ve bir Rahman-ı Rahîm’in tanzimiyle ve lütfuyla güzelleştiriliyor. Ve bir Hannan-ı Mennan’ın tezyiniyle süslendiriliyor.

Evet, başında şuur ve yüzünde gözü bulunana şu kâinat ve şu mevcudattaki nizam ve mizan ve tanzim ve tevzin; bir tek, yekta, Vâhid, Ehad, Kadîr, Mürîd, Alîm, Hakîm bir zatı vahdaniyet mertebesinde gösterir.

Evet, her şeyde bir birlik var. Birlik ise biri gösterir. Mesela, dünyanın lambası olan güneş birdir; öyle ise dünyanın mâliki dahi birdir. Mesela, zemin yüzündeki zîhayatların hizmetçileri olan hava, ateş, su birdir; öyle ise onları istihdam eden ve bizlere musahhar eden dahi birdir.