İçeriğe atla
İşârâtü'l-İ'câz
SURE-İ BAKARA · Sayfa 255

Birinci inkılaba وَكُنْتُمْ اَمْوَاتًا cümlesiyle işaret edilmiştir. Yani bir insanın cesedini teşkil eden zerrelerin âlem-i zerratta geçirmiş olduğu vaziyetlerden son vaziyetine işarettir ki فَاَحْيَاكُمْ cümlesiyle işaret edilen ikinci inkılaba mukaddime olur.

Hakaik-i kevniyenin en acibi olan şu ikinci inkılab da çok mertebelere, çok tavırlara şâmildir ki son tavrı, vaziyeti ثُمَّ يُمٖيتُكُمْ cümlesiyle işaret edilen üçüncü inkılaba mukaddime olur.

Bu inkılab dahi pek çok berzahî tavırlara şâmil olup son vaziyeti ثُمَّ يُحْيٖيكُمْ cümlesiyle işaret edilen dördüncü inkılabda tamamlanır.

Bu dördüncü inkılab dahi birçok kabrî ve haşrî vaziyetlere şâmil olup en son vaziyeti ثُمَّ اِلَيْهِ تُرْجَعُونَ cümlesiyle hitam bulur.

Demek bir zîhayatın cesedi, birinci inkılabın birinci vaziyetinden başlamak üzere daima teceddüd eder, tazelenir. Yani bir libastan, bir kıyafetten çıkar, daha güzel bir libasa bir kıyafete girer. Ve hâkeza böylece saadet-i ebediyeye mazhar oluncaya kadar devam eder. Binaenalâhâzâ bir zîhayatın şu müteselsil vaziyetlerine bakan bir adam, nasıl inkâra cesaret edebilir?

Şimdi mezkûr âyetteki cümlelerin heyetlerinden bahsedeceğiz:

Birinci Cümle: كَيْفَ تَكْفُرُونَ بِاللّٰهِ

Bu cümle ile yapılan istifham, o kâfirlerin zihinlerini, gözlerini; yaptıkları kötülüğe, fenalığa çevirtir. Tâ ki bizzat şakavetlerini görsünler belki insafa gelip ikrar ederler. تَكْفُرُونَ deki hitap, Cenab-ı Hakk’ın şiddet-i gazabına işarettir. Çünkü gaybetten hitaba yapılan iltifat ya şiddet-i hiddete veya kesret-i muhabbete işarettir. تَكْفُرُونَ ye bedel لَا تُؤْمِنُونَ nin zikredilmemesi, onların şiddet-i inatlarına işarettir. Çünkü onlar, hakkaniyeti delail ile sabit olan imanı terk ve butlanı bürhanlar ile sabit olan küfrü kabul ettiler.