İçeriğe atla
İşârâtü'l-İ'câz
SURE-İ BAKARA · Sayfa 168

Reca manasının muhataplara atfedilmesi şöyle izah edilir:

Ey muhatap olan insanlar! Havf ve reca ortasında bulunmakla, takvayı reca ederek Rabb’inize ibadet ediniz.

Bu itibarla insan, ibadetine itimat etmemelidir ve daima ibadetinin artmasına çalışmalıdır.

Reca manası, sâmi’ ve müşahitlere göre olursa şöyle tevil edilecektir:

Ey müşahitler! Arslanın pençesini gören adam, o pençenin iktizası olan parçalamayı arslandan ümit ve reca ettiği gibi; siz de insanları ibadet teçhizatıyla mücehhez olduklarını gördüğünüzden onlardan takvayı reca ve intizar edebilirsiniz.

Ve keza ibadetin fıtrî bir iktiza neticesi olduğuna işarettir.

تَتَّقُونَ : Takva, tabakat-ı mezkûrenin ibadetlerine terettüp ettiğinden takvanın bütün kısımlarına, mertebelerine de şâmildir. Mesela, şirkten takva, kebairden mâsivaullahtan kalbini hıfzetmekle takva, ikabdan içtinab etmekle takva, gazaptan tahaffuz etmekle takva. Demek تَتَّقُونَ kelimesi bu gibi mertebeleri tazammun eder.

Ve keza ibadetin ancak ihlas ile ibadet olduğuna ve ibadetin mahzan vesile olmayıp maksud-u bizzat olduğuna ve ibadetin sevap ve ikab için yapılmaması lüzumuna işarettir.

اَلَّذٖى جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ فِرَاشًا وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً

Kur’an-ı Kerîm, bu cümle ile beyan ettiği kudret-i İlahiyenin azametiyle insanları ibadete teşvik edip heyecana getiriyor. Şöyle ki:

Ey insanlar! Arz ve semayı sizlere mutî ve hizmetkâr yapan zat, yaptığı şu iyiliğe karşı ibadete müstahaktır; ibadetini ediniz.

Ve keza insanların faziletine ve yüksek bir kıymete mâlik olduğuna ve indallah mükerrem bulunduğuna bir îmadır. Sanki beşere emrediyor:

Ey beşer! Yüksek ve alçak bütün ecramı sizin istifadenize tahsis etmekle sizlere bu kadar i’zaz ve ikramlarda bulunan Cenab-ı Hakk’a ibadet ediniz! Ve sizlere yaptığı keramete karşı liyakatinizi izhar ediniz.