Muzafunileyhsiz zikredildiğinden umumî bir tevessümü ifade eden اَىُّ kelimesi, hitabın umum kâinata şâmil olup yalnız farz-ı kifaye suretiyle haml-i emanete ve ibadete insanların tahsis edilmiş olduklarına işarettir.
Öyle ise ibadette insanların kusurları, umum kâinata tecavüzdür.
Sonra اَىُّ kelimesinde bir icmal ve bir ibham vardır çünkü izafesiz zikredilmiştir. Onun o ibham ve icmali نَاسْ kelimesiyle izale ve tafsil edildiğinden, aralarında bir icmal ve tafsil cezaleti meydana gelmiştir.
اَىُّ :هَا nün muzafunileyhine ivaz olmakla beraber يَا edatıyla çağrılanları tenbih içindir.
نَاسْ aslında nisyandan alınmış bir ism-i fâildir, vasfiyet-i asliyesi mülahazasıyla insanlara bir itaba işarettir. Yani “Ey insanlar! Ne için misak-ı ezelîyi unuttunuz?” Fakat bir cihetten de insanlara bir mazeret yolunu gösteriyor. Yani sizin o misakı terk etmeniz amden değil belki sehiv ve nisyandan ileri gelmiştir.
اُعْبُدُوا nidaya cevaptır. Mü’min, kâfir, münafık olan geçen tabakalar nida ile çağrıldıklarından اُعْبُدُوا emri devam, itaat, ihlas, tevhid gibi her tabakaya münasip bir manayı ifade eder.
رَبَّكُمْ : Rab unvanı اُعْبُدُوا ile teklif edilen ibadete bir illet ve bir sebebe işarettir. Yani sizin terbiyeniz Rabb’inizin elinde olduğundan daima ona muhtaçsınız. Ve terbiyenize lâzım olan bütün levazımatı veren odur. Onun o nimetlerine şükür lâzımdır. Şükür ise ancak ibadettir.
اَلَّذٖى : اَلَّذٖى خَلَقَكُمْ Esma-i mübhemeden olduğu için merci ve medlûlü ancak sıla denilen dâhil olduğu cümle ile malûm olur. Mesela, اَلَّذٖى جَٓاءَكَ denildiği zaman, gelen adamın yalnız sana gelmekle