İçeriğe atla
İşârâtü'l-İ'câz
SURE-İ BAKARA · Sayfa 164

Sonra mürekkebat ve mevalidin vücud-u Sâni’e vech-i delâletlerine وَاَنْزَلَ مِنَ السَّمَٓاءِ مَٓاءً ...الخ cümlesiyle işaret edilmiştir.

Sonra geçen delillerin her birisi ale’l-infirad, yani birer birer Sâni’in vücuduna delâlet ettiği gibi heyet-i mecmuası da Sâni’in vahdetine işarettir.

Sonra nimetlerin menşei ve menbaı olan âlemin nizamına işaret eden o cümlelerin suret-i tertibi رِزْقًا لَكُمْ ün delâletiyle beraber, Mabud’un ibadete müstahak olduğuna delâlet eder. Çünkü ibadet, şükürdür. Şükür, mün’ime edilir; yani nimetleri veren zata şükretmek vâcibdir.

Sonra رِزْقًا لَكُمْ cümlesinden, arz ve arzdan çıkan mevalid, yani arzın semereleri insanlara hâdim oldukları gibi insanlar da onların Sâni’ine hâdim olmaları lâzım olduğuna bir remiz vardır.

فَلَا تَجْعَلُوا لِلّٰهِ اَنْدَادًا cümlesi ise geçen cümlelerin her birisiyle alâkadardır. Yani Rabb’inize ibadet yaptığınızda şerik yapmayınız.

Zira Rabb’iniz ancak Allah’tır. Sizi, neviniz ile beraber halk eden odur. Ve arzı size mesken olarak hazırlayan odur. Semayı sizin binanıza dam olarak yaratan odur. Ve sizin rızık maişetinizi tedarik için suları gönderen odur.

Hülâsa, bütün nimetler onundur, öyle ise bütün şükürler ve ibadetler de ancak onadır.

Arkadaş! Bu âyetin tazammun ettiği cümlelerin keyfiyet ve nüktelerine gelelim:

Evvela: Kur’an-ı Kerîm’de kesretle zikredilen يَٓا اَيُّهَا ile edilen hitap ve nida, üç vecihle ve üç edatla tekid edilmiştir.

Birisi: İkazı ifade eden ve ikaz için kullanılan يَا harfidir.

İkincisi: Alâmetleri aramakla bir şeyi bulmak için kullanılan اَىُّ kelimesidir ki Türkçede “hangi” kelimesiyle tercüme edilir.

Üçüncüsü: Gafletten ayıltmak için kullanılan هَا harfidir.