müstakim ve metin cadde-i Kur’aniyeye bilmeyerek zarar verir belki zındıkaya bilmeyerek bir nevi yardım hesabına geçer.
Said Nursî
(Tarihçe-i Hayat)
… Büyüklüğün şe’ni tevazu ve mahviyettir. Tekebbür ve tahakküm değildir. Demek tekebbür eden, sabiyy-i müteşeyyihtir. Siz de büyük tanımayınız.
(Münazarat)
Evvela: Hem o zat hem sizler biliniz ki ben, Risale-i Nur’un hizmetkârıyım ve o dükkânın bir dellâlıyım. Risale-i Nur ise arş-ı a’zama bağlı olan Kur’an-ı Azîmüşşan ile bağlanmış bir hakiki tefsirdir. Benim şahsımdaki kusurat, ona sirayet etmez.
(Tarihçe-i Hayat)
Ehl-i hakikatin bir kısmı nasıl ki ism-i Vedud’a mazhardırlar ve a’zamî bir mertebede o ismin cilveleriyle, mevcudatın pencereleriyle Vâcibü’l-vücud’a bakıyorlar. Öyle de şu hiç-ender hiç olan kardeşinize, yalnız hizmet-i Kur’an’a istihdamı hengâmında ve o hazine-i bînihayenin dellâlı olduğu bir vakitte, ism-i Rahîm ve ism-i Hakîm mazhariyetine medar