görürse o insan nâkıstır. Böyle insanlar, malûmat ve keşfiyatlarını daha yüksek görmekle, eslâf-ı izamın irşadat ve keşfiyatlarından mahrum kalırlar. Ve evhama maruz kalarak bütün bütün çizgiden çıkarlar.
(Mesnevî-i Nuriye)
Cenab-ı Hak tarafından insanlara verilen benlik ve hürriyet, uluhiyet sıfatlarını fehmetmek üzere bir vâhid-i kıyasî vazifesini görüyor. Maalesef sû-i ihtiyar ile hâkimiyet ve istiklaliyete âlet ederek tam bir firavun olur.
(Mesnevî-i Nuriye)
Mümkinatın da iki vechi vardır:
Birisi: Enaniyet ile vücuddur. Bu ise ademe gider ve ademe kalbolur.
İkincisi: Enaniyetin terkiyle ademdir. Bu ise Vâcibü’l-vücud’a bakar bir vücud kazanır.
Binaenaleyh vücud istersen, mün’adim ol ki vücudu bulasın…
(Mesnevî-i Nuriye)
Ey şan ve şerefi, nam ve şöhreti isteyen adam! Gel, o dersi benden al. Şöhret ayn-ı riyadır ve kalbi öldüren zehirli bir baldır. Ve insanı insanlara abd ve köle yapar.
Said Nursî
(Mesnevî-i Nuriye)