bir kutub görünse benim nazarımda şimdi verdiğim ehemmiyeti ve alâkayı pek az ziyadeleştirecek ve eğer birer âmî ve âdi görünse şimdi verdiğim kıymeti hiç noksan etmeyecek diye karar verdim.
Çünkü böyle pek ağır şerait altında iman kurtarmak hizmeti, her şeyin fevkindedir. Şahsî makamlar ve hüsn-ü zanların ilâve ettikleri meziyetler, böyle dağdağalı, sarsıntılı hallerde hüsn-ü zanlarını kırmakla muhabbetleri azalır ve meziyet sahibi dahi onların nazarlarında mevkiini muhafaza etmek için tasannua ve tekellüfe ve sıkıntılı vakara mecburiyet hisseder. İşte hadsiz şükür olsun ki bizler böyle soğuk tekellüflere muhtaç olmuyoruz.
(Şualar)
Madem biz kadere teslim olup bu sıkıntıları خَيْرُ الْاُمُورِ اَحْمَزُهَا sırrıyla ziyade sevap kazanmak cihetiyle manevî bir nimet biliyoruz madem geçici, dünyevî musibetlerin sonları ekseriyetle ferahlı ve hayırlı oluyor ve madem hakkalyakîn derecesinde yakînî bir kat’î kanaatimiz var ki:
Biz öyle bir hakikate hayatımızı vakfetmişiz ki güneşten daha parlak ve cennet gibi