Bu Katre risalesinden sonra ed-Dersü’l-Hâmis namında Risale-i Nur’daki On Birinci Söz’ün hülâsası olan, Üstadımızın eski talebelerine verdiği ders vardır. Çok ince manaları beyan eden bu küçük risale ile Mesnevî-i Arabiye-i Nuriye’nin Onuncu Risalesi de bir dua ile hitama erer.
اَللّٰهُمَّ اخْتِمْ لَنَا بِالسَّعَادَةِ وَالشَّهَادَةِ وَالْكَرَامَةِ وَالْبُشْرٰى
اٰمٖينَ اٰمٖينَ اٰمٖينَ
***
İ’tizarFihristi hitama eren Risale-i Nur’un Arabî Mesnevî-i Şerifi, hayatın hayatı ve gayesi ve en yüksek hakikat olan imanı taklitten tahkike, tahkikten ilmelyakîn mertebesine, ilmelyakîn mertebesinden aynelyakîn derecesine ve daha sonra da hakkalyakîne ulaştıran muazzam ve muhteşem ve pek çok risaleleri tazammun eden muhit ve hârika bir eserdir.
Bu eserin hakiki kıymetini tebarüz ettirecek en hakiki fihristi, yine onun aziz ve muhterem müellifi Üstadımız yapabilirdi. Bizim çok kısa anlayışımız ve zayıf idrakimiz ve kāsır fehmimiz ve Arapçaya olan vukufsuzluğumuz, ulema-i mütebahhirînin katresine bahir dedikleri bu emsalsiz eserin fihristini kārilere pek noksan olarak takdim etmemizin âmilleri olmuştur.
Muhterem kāri! Bu fihriste bakıp da tılsım-ı kâinatın keşşafı, hakaik-i eşyanın miftahı, hikmet-i hilkatin dellâlı olan bu manevî hazine hükmündeki mecmuayı da o mizan ile tartma. Çünkü bizdeki acz ve noksanlık o mecmuanın kıymetiyle mebsuten değil, makûsen mütenasiptir. Güneşin bir zerre cam parçasındaki timsaline bakıp da “Güneş de bu kadardır.” deme. Çünkü o zerre, kabiliyeti kadar o güneşten feyiz alır. Sen ise âyinenin büyüklüğü nisbetinde o manevî şemsten feyiz alacaksın.