ve mana itibarıyla kuvvetli bir tarzda ve hiçbir itiraz ve vesveseye meydan bırakmayarak parmak bastığını;
Hem otuzuncu mertebede وَالذَّارِيَاتِ ذَرْوًا kasemiyle Otuzuncu Söz namındaki Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anhın meslek ve ahval-i ruhiyesinin ruhu olan ahkâm-ı Kur’aniyeyi ve kudret-i Rabbaniyeyi ispat ve maddiyyunları susturan Zerrat Risalesi’ne kuvvetli bir müşabehet-i mana ile işaretini ispat eder.
Hem otuz birinci mertebede وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰى cümlesiyle sarahate yakın bir tarzda mi’rac-ı Ahmedîyi aleyhissalâtü vesselâm delail-i akliye ile gayet makul ve kat’î bir surette ispat eden Otuz Birinci Söz’e; hem Sure-i اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ den iktibas ederek otuz birinci mertebenin akabinde zikredilen وَبِاِقْتَرَبَتْ لِىَ الْاُمُورُ تَقَرَّبَتْ fıkrasıyla Otuz Birinci Söz’ün zeyli olan Şakk-ı Kamer Risalesi’ne sarahate yakın işaretini gösterir.
Hem otuz ikinci mertebede وَبِسُوَرِ الْقُرْاٰنِ حِزْبًا وَاٰيَةً kasemiyle zerreden şemse kadar âlem-i asgar ve âlem-i ekberden şirki tardedip tesis-i ahkâm-ı Kur’aniyeyi ve rabıta-i din-i Muhammedîyi aleyhissalâtü vesselâm bina eden ve kuvvetli bir i’caz-ı Kur’anî olan Otuz İkinci Söz’e işaretini ispat eder.
Hem otuz üçüncü mertebede
وَاَسْئَلُكَ يَا مَوْلَاىَ بِفَضْلِكَ الَّذٖى عَلٰى كُلِّ مَا اَنْزَلْتَ كُتْبًا تَفَضَّلَتْ
kelâmıyla otuz üç adet Mektubat’a işaret eder.
İkinci Remiz: Hazret-i İmam-ı Ali radıyallahu anh Mektubat’a işaretten sonra Lem’alar’a işareti içinde Şuâlar’a bakarak
وَبِالْاٰيَةِ الْكُبْرٰى اَمِنّٖى مِنَ الْفَجَتْ
deyip Kur’an’ın âyetü’l-kübrası olan